☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
veAnd notsen değildinyou weretarafındaon (the) sidebatıwesternvakitwhenyaptığımızWe decreedMusa'yatoMusaMusao işithe Commandmentveand notdeğildinyou weregörenlerdenamongşahitlerthe witnesses
🇹🇷 28:44 (Resulüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden değildin.
fakat bizBut Weyarattık[We] producedbirçok nesillergenerationsgeçtiand prolongedonların üzerindenfor themuzun zamanlarthe lifeveAnd notsen değildinyou wereoturmuşa dwellerarasındaamonghalkı(the) peopleMedyen(of) Madyanokusaydınrecitingbunlarato themayetlerimiziOur Verseslakinbut Webiziz[We] wereelçi olarak gönderenthe Senders
🇹🇷 28:45 Bilakis biz (o zamandan senin zamanına kadar) nice nesiller var ettik de, onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen onlara âyetlerimizi okuyarak, Medyen halkı arasında bulunanlardan da değildin; aksine biz (başka) peygamber göndermiştik.
veAnd notsen değildinyou wereyanındaat (the) sideTur'un(of) the TurzamanwhenseslendiğimizWe calledfakatButbir rahmet olarak(as) a mercyRabbindenfromRabbinyour Lorduyarasın diyeso that you warntoplumua peoplekendilerine gelmemiş olannotonlara gelmişti(had) come to themhiçanybir uyarıcıwarnersenden öncebefore yousenden öncebefore youbelkiso that they maydüşünüp öğüt alırlarremember
🇹🇷 28:46 (Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, Tûr'un yanında değildin. Bilakis senden önce kendilerine uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik), ola ki onlar düşünüp öğüt alırlar.
keşke olmasalardıAnd if notbaşlarına geldiği zaman[that]onlara vuruldustruck thembir felaketa disasteryüzündenfor whatyaptıkları (günahları)had sent forthkendi elleriyletheir handsdiyeceklerand they would sayRabbimizOur LordkeşkeWhy notgönderseydinYou sentbizeto usbir elçia Messengeruysaydıkso we (could have) followedayetlerineYour Versesve olsaydıkand we (would) have beenmü'minlerdenofmüminlerthe believers
🇹🇷 28:47 Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde, "Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık" diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
ne zaman kiBut whenonlara gelincecame to themhakthe truthkatımızdanfrom Uskatımızdanfrom Usdedilerthey saiddeğil miydi?Why notverilmelihe was givenbenzeri(the) likene(of) whatverildiysewas givenMusa'ya(to) Musainkar etmemişler miydi?Did notinkâr ederlerthey disbelieveşeyiin whatverilenwas givenMusa'ya(to) Musadaha öncebeforeöncebeforededilerThey saidiki büyü!Two magic (works)birbirine destek olansupporting each otherve dedilerAnd they saidelbette bizIndeed, wehepsiniin allinkar ederiz(are) disbelievers
🇹🇷 28:48 Fakat onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince, "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Peki daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir" demişler ve şunu söylemişlerdi: "Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz."
de kiSayo halde getirinThen bringbir Kitapa Bookkatındanfrom AllahAllah'tanfrom AllahAllahfrom Allahowhichdaha doğru olan(is) a better guidebu ikisindenthan both of themben ona uyayımthat I may follow iteğerifisenizyou aredoğrutruthful
🇹🇷 28:49 (Resulüm!) De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa'ya inen kitaplardan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!"
eğerBut ifcevap veremezlersenotcevap verirlerthey respondsanato youbil kithen knowkesinliklethat onlyonlar uyuyorlarthey followkeyiflerinetheir desireskim olabilir?And whodaha sapık(is) more astraykimsedenthan (one) whouyanfollowskendi keyfinehis own desireolmadanwithoutbir yol göstericiguidanceAllahtanfromAllahAllahmuhakkak kiIndeedAllahAllahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguidekavmithe people zalimthe wrongdoers
🇹🇷 28:50 Eğer sana cevap vermezlerse, bil ki onlar, sırf heveslerine uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? Elbette Allah zalim kavmi doğru yola iletmez.