☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ne zaman kiBut whenonlara gelincecame to themMusaMusaayetlerimizlewith Our Signsaçık açıkcleardedilerthey saiddeğildirNotbu(is) thisbaşka bir şeyexceptbir büyüdena magicuydurulmuşinventedveand notişitmedikwe heardböyle bir şeyof thisarasındaamongatalarımızour forefathersilkour forefathers
🇹🇷 28:36 Musa onlara apaçık âyetlerimizi getirince, "Bu, olsa olsa uydurulmuş bir sihirdir. Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik" dediler.
ve dedi kiAnd Musa saidMusaAnd Musa saidRabbimMy Lorddaha iyi biliyorknows bestkiminof whogetirdiğinihas comehidayetwith [the] guidancekendisinin yanındanfrom HimO'ndanfrom Himve kimeand who ait olacağınıwill beonunfor himsonununthe good end in the Hereafterbu (dünya) evin(in)the good end in the Hereaftermuhakkak kiIndeedolmaznotiflahwill be successfulzalimlerthe wrongdoers
🇹🇷 28:37 Musa şöyle dedi: "Rabbim, kendi katından kimin hidayet rehberi getirdiğini ve hayırlı akibetin kime nasip olacağını en iyi bilendir. Muhakkak ki zalimler, kurtuluşa eremezler."
ve dedi kiAnd Firaun saidFir'avnAnd Firaun saideyO chiefsileri gelenlerO chiefsbilmiyorumNotbilirimI knowsizin içinfor youhiçbiranybir tanrıgodbenden başkaother than meateş yakSo kindlebenim içinfor meey HâmânO HamanüzerindeUponçamurunthe clayve yapand makebanafor mebir kulea lofty towerbelkiso that [I]çıkarımI may looktanrısınaatilah(the) GodMusa'nın(of) Musaçünkü benAnd indeed, Isanıyorum ki o[I] think that heyalancılardandır(is) ofyalancılarthe liars
🇹🇷 28:38 Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân, haydi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki, Musa'nın ilâhına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir." dedi.
büyüklük tasladılarAnd he was arrogantO (Fir'avn)And he was arrogantve askerleriand his hostsyeryüzündeinyerthe landolmaksızınwithouthakkırightve sandılarand they thoughtkendilerininthat theybizeto Usdöndürülmeyeceklerininotgeri döndürülecekwill be returned
🇹🇷 28:39 O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
biz de onu tuttukSo We seized himve askerleriniand his hostsve attıkand We threw themsuyaindenizthe seabakSo seenasılhowolduwassonu(the) endzalimlerin(of) the wrongdoers
🇹🇷 28:40 Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bir bak, zalimlerin sonu nice oldu!
ve biz onları yaptıkAnd We made themönderlerleadersçağıraninvitingateşetoateşthe Fireve günüand (on the) Daykıyamet(of) the Resurrectionaslanotyardım olunmazlarthey will be helped
🇹🇷 28:41 Onları ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.
ve onların ardına taktıkAnd We caused to follow thembuinbuthisdünyada;worldbir la'neta curseve günü iseand (on the) Daykıyamet(of) the Resurrectiononlartheyçirkinleştirilenlerdendir(will be) ofhor görülenlerthe despised
🇹🇷 28:42 Bu dünyada arkalarına lanet taktık. Onlar, kıyamet gününde de kötülenmişler arasındadır.
ve andolsunAnd verilybiz verdikWe gaveMusa'yaMusaKitabıthe Scripturesonraafter [what]sonrasındaafter [what]helak ettiktenafter [what]helâk etmiştikWe had destroyednesillerithe generationsilkformerbir aydınlanma olan(as) an enlightenmentinsanlar içinfor the mankindve hidayet olanand a guidanceve rahmet olanand mercybelki onlarthat they maydüşünür öğüt alırlarremember
🇹🇷 28:43 Andolsun ki biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya olur ki düşünür, öğüt alırlar diye, insanlar için apaçık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'ı (Tevrat'ı) vermişizdir.