☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
erkeklere vardırFor the menbir paya portionşeylerdenof whatgeriye bıraktıkları(is) leftana babanın(by) the parentsve akrabanınand the near relativesve kadınlara vardırand for the womenbir paya portionşeylerdenof whatgeriye bıraktıkları(is) leftana babanın(by) parentsve akrabanınand the near relativesolandanof whataz(is) littleondanof itveyaorçoğundanmuch bir hissea portionayrılmıştırobligatory
🇹🇷 4:7 Ana, baba ve akrabaların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana, baba ve akrabaların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar, az olsun çok olsun, farz kılınmış bir hissedir.
ne zamanAnd whenhazır bulunursapresent(miras) taksim(in)de(at) the (time of) divisionakrabalar(of)akrabalarthe relativesve öksüzlerand the orphansve yoksullarand the pooronları rızıklandırınthen provide themondanfrom itve söyleyinand speakonlarato themsözwordsgüzel(of) kindness
🇹🇷 4:8 Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.
kaygı duyanlarAnd let fear şayetthose whoeğerifbırakırlarsathey leftarkalarındafromarkasındabehindçocuklaroffspringgüçsüzweakçekinsinler(and) they would have fearedonların durumundanabout themkorksunlarSo let them fearAllah'tanAllahve söylesinlerand let them speaksözwordsdoğruappropriate
🇹🇷 4:9 Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceğinden endişe duyacak olanlar, (yetimler hakkında da aynı) endişeyi duysunlar, Allah'dan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
şüphesizIndeedkimselerthose whoyiyen(ler)consumemallarınıwealthöksüzlerin(of) the orphanszulüm ilewrongfullydoğrusuonlyyemektedirlerthey consumekarınlarınainkarınlarıtheir belliesateşfireve gireceklerdirand they will be burnedçılgın bir ateşe(in) a Blazing Fire
🇹🇷 4:10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar.
size tavsiye ederInstructs youAllahAllahhakkındaconcerningçocuklarınız(ın alacağı miras)your children erkeğefor the malekadarlikepayı(the) portioniki kadının(of) two femaleseğerBut ifiselerthere arekadın(only) womenfazlamore (than)ikidentwoonlarındırthen for themüçte ikisitwo thirdsne(of) whatbıraktıysahe leftve eğer (çocuk)And ifise(there) isyalnız bir kadın(only) oneonundurthen for her(mirasın) yarısı(is) halfana babasındanAnd for his parentsherfor eachbirininonevardırof themaltıda bir hissesia sixthbıraktığı mirastaof whatkaldı(is) lefteğerifvarsaisonun (ölenin)for himçocuğua childeğerBut ifyok danot…dırisonunfor himçocuğuany childve ona varis oluyorsaand inherit[ed] himana babasıhis parentsanasına düşerthen for his motherüçte bir(is) one thirdeğerAnd ifvarsaareonunfor himkardeşleribrothers and sistersanasının payıthen for his motheraltıda birdir(is) the sixth(bu hükümler) sonradırfromsonraaftervasiyyettenany willyapacağıhe has madeya da[of which]veyaorborcundanany debtbabalarınızYour parentsve oğullarınızdanand your children bilmezsiniznotbilirsinizyou knowhangisininwhich of themdaha yakın olduğunu(is) nearersizeto youfayda bakımından(in) benefitbunlar koyulmuş haklardırAn obligationtarafındanfromAllahAllahşüphesizIndeedAllahAllahbilendirisher şeyi bilenAll-Knowinghikmet sahibidirAll-Wise
🇹🇷 4:11 Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biriananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdir.