bulamazsınYou will not findbulamazsınYou will not findbir milletina peopleinananwho believeAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiretthe Lastdostluk ederlovingolanlarla(those) whodüşmanopposeAllah'aAllahve Elçisineand His Messengerşayeteven ifolsa bilethey werebabalarıtheir fathersyahutoroğullarıtheir sonsyahutorkardeşleritheir brothersyahutorakrabalarıtheir kindredişteThose yazmıştırHe has decreedonların kalblerinewithinkalpleritheir heartsimanfaithve onları desteklemiştirand supported thembir ruh ilewith a spiritkendindenfrom Himve onları sokacaktırAnd He will admit themcennetlere(to) Gardensakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riversebedi kalacaklardırwill abide foreveroradain itrazı olmuşturAllah is pleasedAllahAllah is pleasedonlardanwith themonlar da razı olmuşlardırand they are pleasedO'ndanwith Himişte onlarThosehizbidir(are the) partyAllah'ın(of) Allahdikkat edinNo doubtmuhakkak kiIndeedhizbidir(the) partyAllah'ın(of) Allahonlartheybaşarıya ulaşacak olanlardır(are) the successful ones
🇹🇷 58:22 Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
tesbih ederGlorifiesAllah'ı[to] Allahbulunanlarwhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve bulunanlarand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthve OAnd Heüstündür(is) the All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirthe All-Wise
🇹🇷 59:1 Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir, O üstündür, hikmet sahibidir.
O'durHeçıkaran(is) the One Whoçıkarıldıexpelledkimselerithose whoinkar eden(leri)disbelievedsahiplerindenfrominsanlar(the) Peoplekitap(of) the Scriptureyurtlarındanfromyurtlarıtheir homesilkat (the) firsthaşirdegatheringsiz sanmamıştınızNotsanırsınızyou thinkonların çıkacaklarınıthatayrılırlardıthey would leaveonlar da sanmışlardıand they thoughtkendilerinithat [they]koruyacağınıwould defend themkalelerinintheir fortressesAllahtanagainstAllahAllahfakat onlara geldiBut came to themAllahAllahyerdenfromneredewhereummadıklarınotbekledilerthey expectedve saldıand He castiçineintoyürekleritheir heartskorku[the] terrorharap ediyorlardıthey destroyedevlerinitheir houseskendi elleriylewith their handsve elleriyleand the handsmü'minlerin(of) the believersibret alınSo take a lessoney sahipleriO those endowedakıl(with) insight
🇹🇷 59:2 Ehli kitaptan inkar edenleri, ilk sürgünleri yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.
eğer olmasaydıAnd if notyazmış[that]hükmetmişti(had) decreedAllahAllahonlarafor themsürgünüthe exilemutlaka onlara azabederdicertainly He (would) have punished themdünyadaindünyathe worldonlar için vardırand for themahirette deinahiretthe Hereafterazabı(is) a punishmentateş(of) the Fire
🇹🇷 59:3 Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette, onları dünyada başka şekilde cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için ateş azabı vardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary