dediSaidÎsaIsaoğlusonMeryem(of) MaryamAllah'ımO AllahRabbimizour Lordindirsend downbizim üzerimizeto usbir sofraa table spreadgöktenfromgökthe heavenolsunto bebizim içinfor usbir bayrama festivalöncemiz içinfor first of usve sonramız içinand last of usve bir mu'cize (olsun)and a signSendenfrom Youbizi rızıklandırAnd provide usve senand Youen hayırlısısın(are) bestrızık verenlerin(of) the providers
🇹🇷 5:114 Meryemoğlu İsa da: "Allah'ım, Rabbımız, bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki, bizim için, önce ve sonra gelenlerimiz için bir bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın!" dedi.
buyurdu kiSaidAllahAllahbenIndeed Ionu indireceğim(will) send it downsizin üzerinizeto youama kimthen whoeverinkar edersedisbelievesondan sonraafter (that)sizdenamong youbenthen indeed Iona azab ederim[I] will punish himbir azapla(with) a punishmentazab etmediğimnotcezalandırdımI have punishedhiç kimseyeanyonedünyalardaamongâlemlerthe worlds
🇹🇷 5:115 Allah buyurdu ki: " Ben onu size indireceğim. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, ben ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azabı yaparım".
ve yineAnd whendemişti kisaidAllahAllahEy ÎsaO IsaoğlusonMeryem(of) Maryamsen mi?Did youdedinsayinsanlarato the peoplebeni edininTake meve annemiand my motheriki tanrı(as) two godsbaşkafrombaşkabesidesAllah'tanAllahdedi kiHe saidsen yücesinGlory be to YoudeğildirNotidiwasbenim (haddime)for mesöylemekthatderimI saybir şeyiwhatolmayannotbenim içinIgerçek(had) righteğerIfolsaydımI haddemişsaid itmuhakkakthen surelysen bunu bilirdinYou would have known itsen bilirsinYou knowolanıwhatbenim nefsimde(is) inkendimmyselfveand notben bilmemI knowolanıwhatsenin nefsinde(is) inkendinYourselfşüphesiz senIndeed, YousensinYoubilen(are) All-Knowergizlileri(of) the unseen
🇹🇷 5:116 Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!".
ben söylemedimNotdedimI saidonlarato thembaşkaexceptşeydenwhatbana emrettiğinYou commanded meonu[with it]kulluk edinthatibadet edersinizYou worshipAllah'aAllahbenim Rabbimmy Lordve sizin Rabbiniz olanand your LordidimAnd I wasonlar üzerineover themşahida witnessolduğum sürecethatben oldukçaas long as Ionların içinde(was) among themfakatthen whensen beni vefat ettirinceYou raised mesen oldunYou weresen[You]gözetleyenthe Watcheronlarıover themve senand Youüzerine(are) onhereveryşeythingşahitsina Witness
🇹🇷 5:117 "Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.
eğerIfonlara azabedersenYou punish themşüphesiz onlarthen indeed theysenin kullarındır(are) Your slavesve eğerand ifbağışlarsanYou forgiveonları[for] themşüphesiz senthen indeed Youyalnız senYoudaima üstünsün(are) the All-Mightyhüküm ve hikmet sahibisinthe All-Wise
🇹🇷 5:118 "Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin".
buyurduWill sayAllahAllahbuThisgündürDayfayda sağlayacağıwill profitsadıklarathe truthfuldoğruluklarınıntheir truthfulnessonlar için vardırFor themcennetler(are) Gardensakanflowsaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riverskalacaklarıwill abideiçindein itebediyyenforeverrazı olmuşturis pleasedAllahAllahonlardanwith themonlar da razı olmuşlardırand they are pleasedO'ndanwith Himişte budurThatbaşarı(is) the successbüyük(the) great
🇹🇷 5:119 Allah buyurdu ki: "Bu, sadıklara doğruluklarının fayda sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır". Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.
Allah'ındırTo Allah (belongs)mülküthe dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve ne varsaand whatbunlarda bulunan(is) in themve OAnd Heüzerine(is) onhereveryşeythingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 5:120 Göklerin, yerin ve bunlarda bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. O herşeye kâdirdir.
Mahmoud Khalil Al-Husary