سُورَةُ نوحمَكِّيَّة ۝ ٢٨ آيَة

71. Nûh Suresi (Noah) · 28 ayet · Mekkî

🕮 Sayfa görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ نوحمَكِّيَّة ۝ ٢٨ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

elbette bizIndeed, Wegönderdik[We] sentNuh'uNuhkavminetokavmihis peoplediyethatuyarWarnkavminiyour peopleöncefromöncebeforeonlara gelmeden[that]onlara gelircomes to thembir azaba punishmentacıklıpainful
🇹🇷 71:1 Gerçekten biz Nûh'u kavmine gönderdik, "kavmine acı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye.
dediHe saidey kavmimO my peopleşüphesiz benIndeed, I amsizin içinto youbir uyarıcıyıma warneraçıkclear
🇹🇷 71:2 Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".
kiThatkulluk edinWorshipAllah'aAllahve O'ndan korkunand fear Himve bana da ita'at edinand obey me
🇹🇷 71:3 Şöyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin."
bağışlasınHe will forgivesizin içinfor youbir kısmını[of]günahlarınızdanyour sinsve sizi ertelesinand give you respitekadarforbir süreyea termbellispecifiedziraIndeedsüresi(the) termAllah'ın(of) Allahzamanwhengeldiğiit comesertelenmeznoterteleniris delayedkeşkeifolsaydınızyoubilenlerdenknow
🇹🇷 71:4 "Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).
dediHe saidRabbimMy Lordşüphesiz benIndeed, Ida'vet ettiminvitedkavmimimy peoplegecenightve gündüzand day
🇹🇷 71:5 Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."
fakatBut notonların artırmadıincreased thembenim da'vetimmy invitationbaşka bir şeyexceptkaçışlarından(in) flight
🇹🇷 71:6 "Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."
ve elbette benAnd indeed, Iher nezamanevery timeonları da'vet ettimseI invited thembağışlaman içinthat You may forgiveonlarıthemkoydularthey putparmaklarınıtheir fingerskulaklarınainkulaklarıtheir earsve başlarına çektilerand covered themselvesörtülerini(with) their garmentsve direttilerand persistedve böbürlendilerand were arrogantkibirle(with) pride
🇹🇷 71:7 "Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler."
sonraThenelbette benindeed, Ionları da'vet ettiminvited themaçıkçapublicly
🇹🇷 71:8 "Sonra ben onları açık açık çağırdım."
sonraThenşüphesiz benindeed, Iaçıktan söyledimannouncedonlarato themve gizli söyledimand I confidedonlarato themsır olaraksecretly
🇹🇷 71:9 "Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
dedim kiThen I saidmağfiret dileyinAsk forgivenessRabbinizden(from) your Lordçünkü OIndeed, Heçok bağışlayandırisçok bağışlayanOft-Forgiving
🇹🇷 71:10 "Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır."
göndersinHe will send downgökten(rain from) the skyüzerinizeupon youbol yağmur(in) abundance
🇹🇷 71:11 "Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."
ve size yardım etsinAnd provide youmallarlawith wealthve oğullarlaand childrenve versinand makesizefor youbahçelergardensve versinand makesizefor youırmaklarrivers
🇹🇷 71:12 "Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın."
ne?Whatoluyor size(is) for youummuyorsunuznotyakıştırırsınızyou attributeAllah içinto Allahsaygıgrandeur
🇹🇷 71:13 "Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?"
oysaAnd indeedO sizi yarattıHe created youaşama aşama(in) stages
🇹🇷 71:14 "Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır."
görmediniz mi?Do notgörürsünyou seenasılhowyarattıdid createAllahAllahyedi(the) sevengöğüheavenstabaka tabaka(in) layers
🇹🇷 71:15 "Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?"
ve yaptıAnd madeAy'ıthe moonbunların içindethereinnura lightve yaptı;and madegüneşithe sunbir lambaa lamp
🇹🇷 71:16 Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış.
ve AllahAnd Allahsizi bitirdihas caused you to growyerdenfromyeryüzüthe earthbir bitki olarak(as) a growth
🇹🇷 71:17 Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi.
sonraThengeri çevirecektirHe will return youorayainto itve tekrar çıkaracaktırand bring you forthmükemmel çıkarışla(a new) bringing forth
🇹🇷 71:18 Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.
ve AllahAnd Allahyaptımadesizin içinfor youyerithe earthbir sergian expanse
🇹🇷 71:19 Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.
gidesiniz diyeThat you may go alongondakithereinyollarda(in) pathsgeniş genişwide
🇹🇷 71:20 Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.
dediSaidNûhNuhRabbimMy Lordelbette onlarIndeed, theybana karşı geldilerdisobeyed meve uydularand followedbir adama(the one) whoartırmayan(did) notonu artırırincrease himmalıhis wealthve çocuğuand his childrendışındaexceptziyan(in) loss
🇹🇷 71:21 Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler."
ve tuzaklar kurdularAnd they have plannedtuzaklarlaa planbüyük büyükgreat
🇹🇷 71:22 "Büyük büyük tuzaklar kurdular."
ve dediler kiAnd they saidbırakmayın(Do) notbırakınleavetanrılarınızıyour godsveand (do) notbırakmayınleaveVedd'iWaddve ne deand notSuva'ıSuwave ne deand notve Yeğus'uYaguthve Ye'uk'uand Yauqve Nesr'iand Nasr
🇹🇷 71:23 Dediler ki: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i."
ve andolsunAnd indeedyoldan çıkardılarthey have led astrayçoklarınımanyveAnd notsen (de) artırmaincreaseo zalimlerethe wrongdoersbaşka bir şeyexceptşaşkınlıktan(in) error
🇹🇷 71:24 Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.
dolayıBecause ofhatalarındantheir sinsboğuldularthey were drownedsokuldularthen made to enterateşe(the) Fireveand notbulamadılarthey foundkendilerinefor themselvesbaşkafrombaşkabesidesAllah'tanAllahyardımcılarany helpers
🇹🇷 71:25 Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
ve dedi kiAnd saidNûhNuhRabbimMy Lordbırakma(Do) notbırakınleaveyeryüzündeonyeryüzüthe earthkafirlerdenanykâfirlerin(of) the disbelieverstek kişi(as) an inhabitant
🇹🇷 71:26 Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."
çünkü senIndeed, Youeğerifonları bırakırsanYou leave themşaşırtırlarthey will misleadkullarınıYour slavesveand notdoğurmazlarthey will beget(olandan) başkasınıexceptahlaksıza wickedinkarcıa disbeliever
🇹🇷 71:27 "Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."
RabbimMy LordbağışlaForgivebenimeve babamı-anamıand my parentsve kimseyiand whoevergirenentersevimemy house inanaraka believerve inanan erkekleriand the believing menve inanan kadınlarıand the believing womenveAnd (do) notartırmaincreasezalimlerinthe wrongdoersdışında bir şeyiexcepthelaki(in) destruction
🇹🇷 71:28 "Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır."