سُورَةُ التحريممَدَنِيَّة ۝ ١٢ آيَة

66. Tahrîm Suresi (The Prohibition) · 12 ayet · Medenî

🕮 Sayfa görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ التحريممَدَنِيَّة ۝ ١٢ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

eyOpeygamberProphetniçin?Why (do)haram kılıyorsunyou prohibitşeyiwhathelal kıldığıhas made lawfulAllah'ınAllahsanafor youisteyerekseekinghatırını(to) pleaseeşlerininyour wivesAllahAnd Allahbağışlayadır(is) Oft-ForgivingesirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 66:1 Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.
andolsunIndeedmeşru' kılmıştırhas ordainedAllahAllahsizefor youçözmeyi(the) dissolutionyeminlerinizi(of) your oathsve AllahAnd Allahsizin sahibinizdir(is) your Protectorve Oand Hebilendir(is) the All-Knowerhüküm ve hikmet sahibidirthe All-Wise
🇹🇷 66:2 Allah size yeminlerinizi çözmeyi meşrû kılmıştır. Allah sizin sahibinizdir. O bilendir, hikmetle yönetendir.
ve haniAnd whengizlice söylemişticonfidedpeygamberthe Prophetbirinetobironeeşlerinden(of) his wivesbir söza statementne zaman kiand when(eşi) haber verdishe informedonu (sözü)about itve onu muttali kıldıand made it apparentAllahAllahona (peypambere)to himbildirmiştihe made knownonun bir kısmınıa part of itve vazgeçmiştiand avoidedbir kısmından da[of]bir kısıma partne zaman kiThen wheneşine haber verincehe informed herbunuabout it(eşi) dedishe saidkim?Whosana söylediinformed youbunuthisdedi kiHe saidbana söylediHas informed mebilenthe All-Knowerhaber alanthe All-Aware
🇹🇷 66:3 Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi." dedi.
eğerIfikiniz tevbe edersenizyou both turnAllah'atoAllahAllahdolayıso indeedsapmış olmasından(are) inclinedkalblerinizinyour heartsve eğerbut ifbirbirinize arka olursanızyou backup each otherona karşıagainst himşüphesizthen indeedAllah'tırAllahOHeonun koruyucusu(is) his Protectorve Cibril'dirand Jibreelve iyileridirand (the) righteousmü'minlerinbelieversve meleklerand the Angelssonraafterbundanthatona arkadır(are his) assistants
🇹🇷 66:4 Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin iyileridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır.
belki dePerhapsonun Rabbihis Lordeğerifo sizi boşarsahe divorced youonu değiştirir[that]onun yerine getirirHe will substitute for himeşlerlewivesdaha hayırlıbettersizdenthan you(kendisini Allah'a) teslim edensubmissiveinananfaithfulgönülden ita'at edenobedienttevbe edenrepentantibadet edenwho worshipseyahat edenwho fastdulpreviously marriedve bakireand virgins
🇹🇷 66:5 Eğer o sizi boşarsa belki de Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendisini Allah'a teslim eden, inanan, gönülden itaat eden, tevbe eden, oruç tutan dul ve bakire eşler verir.
eyOkimseler(you) whoinanan(lar)believekoruyunProtectkendiniziyourselvesve aileniziand your familiesbir ateşten(from) a Fireonun yakıtı isewhose fuelinsanlardır(is) peopleve taşlardırand stonesonun başındaover itmelekler vardır(are) Angelsgayet katı;sternşiddetliseverekarşı gelmeyennotisyan ederlerthey disobeyAllah'ınAllahşeye(in) whatkendilerine buyurduğuHe Commands themve yapanbut they doşeyiwhatemredildiklerithey are commanded
🇹🇷 66:6 Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.
eyOkimseler(you) whoinkar eden(ler)disbelieveözür dilemeyin(Do) notözür dilerlermake excusesbugüntodayçünkü ancakOnlysiz cezalandırılıyorsunuzyou will be recompensedşeylerle(for) whatolduğunuzyou used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 66:7 (İnkâr edenlere): "Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin. Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz." (denilir.)
eyOkimseler(you) who believeinanan(lar)believetevbe edinTurnAllah'atoAllahAllahtevbe ile(in) repentanceyürektensincereumulur kiPerhapsRabbinizyour Lordörterwillgiderremovesizdenfrom youkötülükleriniziyour evil deedssizi sokarand admit youcennetlere(into) Gardensakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riversgünde(on the) Dayutandırmayacağınotrezil olurwill be disgracedAllah'ın(by) Allahpeygamberithe Prophetve olanlarıand those whoinanmışbelievedonunla beraberwith himonların nuruTheir lightkoşarwill runönleridenbeforeönleridentheir handsve sağ yanlarındanand on their rightderler kithey will sayRabbimizOur LordtamamlaPerfectbizefor usnurumuzuour lightve bağışlaand grant forgivenessbizito usdoğrusu seninIndeed, Youüzerine(are) overhereveryşeythinggücün yeterAll-Powerful
🇹🇷 66:8 Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.
eyOPeygamberProphetcihad etStrivekafirlerle(against) the disbelieversve münafıklarlaand the hypocritesve katı davranand be sternonlara karşıwith themonların varacağı yerAnd their abodecehennemdir(is) Hellne kötüand wretched isvarılacak yerdirthe destination
🇹🇷 66:9 Ey Peygamber! Kâfirler ve münafıklarla savaş, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer, ne de kötüdür!
anlattıPresentsAllahAllahmisal ilean examplekimseler içinfor those whoinkar eden(ler)disbelieved karısını(the) wifeNuh'un(of) Nuhve karısını(and the) wifeLut'un(of) Lutbu ikisi idilerThey were(nikahı) altındaunderiki kuluntwo [slaves]kullarımızdanofkullarımızOur slavessalihrighteousfakat ihanet ettilerbut they both betrayed them(kocaları) savamadıso notfayda verdilerthey availedonlardanboth of themAllahtanfromAllahAllah(hiçbir) şeyi(in) anythingve denildiand it was saidhaydi girinEnterateşethe Fireberaberwithgirenlerlethose who enter
🇹🇷 66:10 Allah, inkâr edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kulun (nikahı) altında idiler, onlara hıyanet ettiler. (Kocaları,) Allah'tan hiçbir şeyi onlardan savamadı. (Onlara): "Haydi girenlerle birlikte siz de ateşe girin!" denildi.
ve anlattıAnd presentsAllahAllahmisal ilean examplehakkındafor those whoinananlarbelieved karısını(the) wifeFir'avn'ın(of) Firaunhaniwhendemiştishe saidRabbimMy LordyapBuildbanafor mekatındanear Youbir eva houseiçindeincennetinParadiseve beni kurtarand save meFir'avndanfromFiravunFiraunve onun (kötü) işindenand his deedsve beni kurtarand save metopluluğundanfrominsanlarthe peoplezalimlerthe wrongdoers
🇹🇷 66:11 Allah, inananlara da Firavun'un karısını örnek gösterdi. O şöyle demişti: "Rabbim! Bana yanında cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalim toplumdan kurtar!"
ve Meryem'iAnd Maryamkızı(the) daughterİmran'ın(of) ImranOwhokorumuştuguardedırzınıher chastitybiz de üflemiştikso We breathedonainto itruhumuzdanofruhumuzOur Spiritve doğrulamıştıAnd she believedkelimelerini(in the) WordsRabbinin(of) her Lordve Kitaplarınıand His Booksve olmuştuand she wasgönülden ita'at edenlerdenofgönülden itaat edenlerthe devoutly obedient
🇹🇷 66:12 Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.