بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
tesbih etmektedirGlorifiesAllah'ı[to] Allahbulunanlarwhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve bulunanlarand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthO'nundurFor Himmülk(is the) dominionve O'nundurand for Himhamd(is) the praiseve OAnd Heüzerine(is) onhereveryşeythingkadirdirAll-Powerful
🇹🇷 64:1 Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. Her şeye gücü yeten O'dur.
O'durHesizi yaratan(is) the One Whosizi yarattıcreated youkiminizand among youkafirdir(is) a disbelieverve kiminizand among youmü'min(is) a believerve AllahAnd Allahşeyleriof whatyaptıklarınızyou dogörmektedir(is) All-Seer
🇹🇷 64:2 Sizi O yarattı. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mümin. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
yarattıHe createdgöklerithe heavensve yeriand the earthhak (hikmet) ilewith truthve sizi biçimlendirdiand He formed yougüzel yaptıand made goodbiçimleriniziyour formsve O'nadırand to Himdönüş(is) the final return
🇹🇷 64:3 Zira gökleri ve yeri hak ile yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.
bilirHe knowsbulunanlarıwhatgöklerde(is) ingöklerthe heavensve yerdeand the earthve bilirand He knowsşeyleriwhatgizlediğinizyou concealve şeyleriand whataçığa vurduğunuzyou declareve AllahAnd Allahbilendir(is) All-Knowingözünüof whatgöğüslerin(is in) the breasts
🇹🇷 64:4 Göklerde ve yerde olanları, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir. Allah, göğüslerin özünü bilir.
size gelmedi mi?Has notsana gelircome to youhaberi(the) newsolanların(of) those whoinkar etmişdisbelieveddaha öncedenfromöncebeforetaddılarSo they tastedvebalini(the bad) consequenceişlerinin(of) their affairve onlar için vardırand for thembir azab(is) a punishmentacıpainful
🇹🇷 64:5 Önceden inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? (Onlar) işlerinin vebalini tattılar ve onlar için acı bir azap vardır.
buThatsebepledir ki(is) becausegetirirlerdihadonlara gelircome to themelçileritheir Messengersaçık delillerwith clear proofsfakat onlar dedilerbut they saidbir insan mı?Shall human beingsbize yol gösterecekguide usve inkar ettilerSo they disbelievedve yüz çevirdilerand turned awaymuhtaç olmadığını gösterdiAnd can do without themAllah daAllahve AllahAnd Allahzengindir(is) Self-sufficientövülmüştürPraiseworthy
🇹🇷 64:6 Böyledir, çünkü onlara peygamberleri, açık deliller getirirlerdi, fakat onlar: "Bir insan mı bize yol gösterecek?" dediler ve yüz çevirdiler. Allah da muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, övülmeye lâyıktır.
sandılarClaimkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievekesinliklethataslaneverdiriltilmeyecekleriniwill they be raisedde kiSayhayırYesRabbim hakkı içinby my Lordmutlaka diriltileceksinizsurely you will be raisedsonrathensize haber verilecektirsurely you will be informedşeylerof whatyaptıklarınızyou didve buAnd thatgöreforAllah'aAllahkolaydır(is) easy
🇹🇷 64:7 İnkâr edenler, katiyyen diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: "Hayır! Rabbim hakkı için mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydır".
artık inanınSo believeAllah'ain Allahve Elçisineand His Messengerve nuraand the LightindirdiğimizwhichindirdikWe have sent downve AllahAnd Allahşeyleriof whatyaptıklarınızyou dohaber almaktadır(is) All-Aware
🇹🇷 64:8 Artık Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz nura (Kur'ân'a) inanın. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
gün(The) Daysizi topladığıHe will assemble yougünü içinfor (the) Daytoplanma(of) the Assemblyişte othatgünüdür(will be the) Dayaldanma(of) mutual loss and gainve kimAnd whoeverinanırsabelievesAllah'ain Allahve yaparsaand doesyararlı işrighteous deedsörterHe will removeonunfrom himkötülüklerinihis evil deedsve onu sokarand He will admit himcennetlere(to) Gardensakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riverskalırlarabidingoradathereinebediforeverişte budurThatbaşarı(is) the successbüyükthe great
🇹🇷 64:9 Toplanma günü için sizi topladığı zaman var ya, işte o gün, kimin aldandığının açığa çıkacağı aldanma günüdür. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.
ve kimselerBut those whoinkar eden(ler)disbelievedve yalanlayanlarand deniedayetlerimizi[in] Our Versesişte onlarthosehalkıdır(are the) companionsateş(of) the Firesürekli kalacaklardırabiding foreveroradathereinne kötüAnd wretched isgidilecek yerdir orasıthe destination
🇹🇷 64:10 İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!
isabet etmezNotçarparstrikeshiçbiranymusibetdisasterdışındaexceptizniby (the) permissionAllah'ın(of) Allahve kimAnd whoeverinanırsabelievesAllah'ain Allahdoğruya iletirHe guidesonun kalbinihis heartve AllahAnd Allahherof everyşeyithingbilendir(is) All-Knowing
🇹🇷 64:11 Allah'ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.
o halde ita'at edinSo obeyAllah'aAllahve ita'at edinand obeyElçiyethe Messengereğerbut ifdönersenizyou turn awayşüphesizthen onlydüşenuponElçimizeOur Messengerduyurmaktır(is) the conveyanceaçıkçaclear
🇹🇷 64:12 Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.
Allah (ki)Allahyoktur(there is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimveAnd uponAllah'aAllahdayansınlarlet put (their) trustmü'minlerthe believers
🇹🇷 64:13 Allah ki O'ndan başka tanrı yoktur. Müminler Allah'a dayansınlar.
eyOkimseler(you) whoinanan(lar)believeşüphesizIndeedeşlerinizden (bazıları)fromeşlerinizyour spousesve çocuklarınızdanand your childrendüşmandır(are) enemiessizeto youonlardan sakınınso beware of themamaBut ifaffedersenizyou pardonve hoşgörürsenizand overlookve bağışlarsanızand forgivemuhakkak kithen indeedAllah (da)Allahbağışlayandır(is) Oft-ForgivingesirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 64:14 Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.
elbetteOnlymallarınızyour wealthve evladlarınızand your childrenbir imtihandır(are) a trialAllah iseand Allah O'nun yanındadırwith Himödül(is) a rewardbüyükgreat
🇹🇷 64:15 Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır.
öyle ise korkunSo fearAllah'tanAllahgücünüz yettiği kadarwhatgücünüz yeteryou are ableve dinleyinand listenve ita'at edinand obeyve infak edinand spenden hayırlı olanı(it is) betterkendiniz içinfor yourselvesve kimAnd whoeverkorunursais savedcimriliğinden(from the) greedinessnefsinin(of) his souliştethen thoseonlar[they]başarıya erenlerdir(are) the successful ones
🇹🇷 64:16 O halde gücünüzün yettiği kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
eğerIfborç verirsenizyou loanAllah'a(to) Allahbir borçlaa loangüzelgoodlyonu kat kat yaparHe will multiply itsizin içinfor youve bağışlarand will forgivesiziyouAllahAnd Allahkarşılık verendir(is) Most AppreciativehalimdirMost Forbearing
🇹🇷 64:17 Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah çok mükafat verendir, halimdir.
bilendir(The) Knowergörünmeyeni(of) the unseenve görüneniand the witnessedazizdirthe All-Mightyhakimdirthe All-Wise
🇹🇷 64:18 Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.
Mahmoud Khalil Al-Husary