سُورَةُ الصفمَدَنِيَّة ۝ ١٤ آيَة

61. Saf Suresi (The Ranks) · 14 ayet · Medenî

🕮 Sayfa görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الصفمَدَنِيَّة ۝ ١٤ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

tesbih etmektedirGlorifiesAllah'ıAllahne varsawhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve ne varsaand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthve OAnd Heüstündür(is) the All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirthe All-Wise
🇹🇷 61:1 Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.
eyOkimseler(you) whoinanan(lar)believeniçin?Whysöylüyorsunuz(do) you sayşeyiwhatyapmayacağınıznotyaparsınızyou do
🇹🇷 61:2 Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?
büyüktürGreat isgazabıhatredkatındawithAllahAllahsöylemeninthatdersinizyou sayşeyiwhatyapmayacağınıznotyaparsınızyou do
🇹🇷 61:3 Yapmayacağınızı söylemeniz, Allah yanında şiddetli bir buğza sebeb olur.
şüphesizIndeedAllahAllahseverloveskimselerithose whoçarpışan(ları)fightkendi yolundainO'nun yoluHis Waysaf bağlayarak(in) a rowgibias if theybinalar(were) a structurekenetlenmişjoined firmly
🇹🇷 61:4 Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.
bir zamanAnd whendemiştisaidMusaMusakavmineto his peopleey kavmimO my peopleniçin?Whybeni incitiyorsunuzdo you hurt mehaldewhile certainlybiliyorsunuzyou knowgerçekten benimthat I amelçisi (olduğumu)(the) MessengerAllah'ın(of) Allahsizeto youzamanThen whenonlar eğrildiğithey deviatedeğriltti(was caused to) deviateAllah da(by) Allahkalblerinitheir heartsve AllahAnd Allahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguidekavmithe peopleyoldan çıkanthe defiantly disobedient
🇹🇷 61:5 Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" demişti. Onlar eğrilince, Allah da kalblerini eğriltti. Allah fasıkları doğru yola iletmez.
ve haniAnd whendemiştisaidÎsaIsaoğlusonMeryem(of) Maryamey oğullarıO Childrenİsrail(of) Israelelbette benIndeed, I amelçisiyim(the) MessengerAllah'ın(of) Allahsize (gönderilen)to youdoğrulayıcıconfirmingolanıthat whichelimde(was) betweenellerimmy handsTevrattanofTevratthe Tauratve müjdeleyiciyimand bringing glad tidingsbir elçiyi(of) a Messengergelecekto comebenden sonrafrombenden sonraafter meonun ismiwhose name (will be)Ahmed'dirAhmadzamanBut whenonlara geldiğihe came to themapaçık delillerlewith clear proofsdedilerthey saidbuThisbir büyüdür(is) a magicapaçıkclear
🇹🇷 61:6 Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.
ve kim (olabilir?)And whodaha zalim(is) more wrongkimsedenthan (one) whoiftira ataninventsüstüneuponAllah'ınAllahyalanthe lieve owhile heçağırıldığı haldeis invitedislamatoİslâmIslamve AllahAnd Allahdoğru yola iletmez(does) nothidayet ederguidetopluluğunuthe peoplezalimler[the] wrongdoers
🇹🇷 61:7 İslâm'a davet olunduğu halde Allah üzerine yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.
istiyorlarThey intendsöndürmekto put outnurunu(the) lightAllah'ın(of) Allahağızlarıylewith their mouthsve Allahbut Allahtamamlayacaktırwill perfectnurunuHis Lightve şayetalthoughhoşlanmasa dadislikekafirlerthe disbelievers
🇹🇷 61:8 Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
OHeki(is) the One WhogönderdisentelçisiniHis Messengerhidayetlewith guidanceve din ileand (the) religionhak(of) the truthonu getirsin diyeto make it prevailüstünoverdinlerethe religionbütünall of themve şayetalthoughhoşlanmasa dadislike (it)müşriklerthe polytheists
🇹🇷 61:9 O, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler istemese de onu, bütün dinlerin üstüne çıkarsın.
eyOkimseler(you) whoinanan(lar)believesize göstereyimmi?Shallsize yol göstereyimI guide youbir ticarettobir alışverişa transactionsizi kurtaracak(that) will save youazabdanfrombir azapa punishmentacıklıpainful
🇹🇷 61:10 Ey İman edenler! Sizi acı bir azabdan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?
inanırsınızBelieveAllah'ain Allahve Elçisineand His Messengerve cihadedersinizand striveyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahmallarınızlawith your wealthve canlarınızlaand your livesişte budurThaten iyisi(is) bettersizin içinfor youeğerifisenizyoubiliyor(lar)know
🇹🇷 61:11 Allah'a ve Resulüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur.
bağışlasınHe will forgivesizinfor yougünahlarınızıyour sinsve sizi koysunand admit youcennetlere(in) Gardensakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riversve konutlaraand dwellingsgüzelpleasantiçindeinbahçelerGardensdurulmağa değer(of) Eternityişte budurThatbaşarı(is) the successbüyükthe great
🇹🇷 61:12 (Eğer böyle yaparsanız Allah) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.
bir şey daha varAnd anotherseveceğinizthat you love bir zafera helpAllahtanfromAllahAllahve bir fetihand a victoryyakınnearve müjdeleand give glad tidingsmü'minleri(to) the believers
🇹🇷 61:13 Seveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih.. Müminleri müjdele.
eyO youkimselerwhoinanan(lar)believeolunBeyardımcılarıhelpersAllah'ın(of) AllahnitekimasdemiştisaidÎsaIsaoğlusonMeryem(of) Maryamhavarilereto the discipleskimdir?Whobenim yardımcılarım(are) my helpers(yolunda)forAllahAllahdedilerSaidhavarilerthe disciplesbizizWeyardımcların(are) the helpersAllah(yolun)un(of) AllahinandıThen believedbir zümrea groupoğullarındanofçocuklarChildrenİsrail(of) Israelve inkar ettiand disbelievedbir zümrea groupbiz de destekledikSo We supportedkimselerithose whoinanan(ları)believedkarşıagainstdüşmanlarınatheir enemyonlar oldularand they becameüstün gelenlerdendominant
🇹🇷 61:14 Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler: "Allah (yolun)un yardımcıları biziz." dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler.