kimselerAnd those whogelen(ler)cameonlardan sonrafromonlardan sonraafter themderler kithey sayRabbimizOur Lordbağışlaforgivebiziusve kardeşlerimiziand our brothersbizden öncewhobizden önce geçtilerpreceded usinanmış olanin faithveand (do) notbırakmaputkalblerimizdeinkalplerimizour heartsbir kinany rancorkarşıtowards those whoinananlarabelievedRabbimizOur Lordelbette senindeed Youçok şefkatli(are) Full of Kindnessçok merhametlisinMost Merciful
🇹🇷 59:10 Onlardan sonra gelenler derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!"
görmedin mi?Do notgörürsünyou seekimseleri[to]onlar kithose whoiki yüzlülük eden(were) hypocritesderlersayingkardeşlerineto their brothersinkar edenthose whoinkâr ettilerdisbelievedehlindenamonginsanlarthe Peoplekitap(of) the ScriptureeğerIfsiz çıkarılırsanızyou are expelledmutlaka biz de çıkarızsurely we will leavesizinle beraberwith youveand notita'at etmeyizwe will obeysizin aleyhinizeconcerning youhiç kimseyeanyoneaslaeverve şayetand ifsizinle savaşılırsayou are foughtmutlaka size yardım ederizcertainly we will help youve AllahAnd Allahşahidlik ederbears witnessonlarınthat theyyalancı olduklarına(are) surely liars
🇹🇷 59:11 Münafıkların, kitap ehlinden inkar eden dostlarına "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz." dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder.
andolsun eğerIfonlar çıkarılsalarthey are expelledçıkmazlarnotayrılacaklarthey will leaveonlarla beraberwith themve eğerand ifonlarla savaşılsathey are foughtonlara yardım etmezlernotonlara yardım edeceklerthey will help themve eğerAnd ifyardım etseler bilethey help themdönüp kaçarlarcertainly they will turnarkalar(ın)a(their) backssonrathenkendilerine de yardım edilmeznotyardım olunacaklarthey will be helped
🇹🇷 59:12 Andolsun eğer onlar, çıkarılırsalar, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
elbette sizinCertainly youfazladır(are) more intensekorkunuz(in) fearonların kalblerindeingöğüsleritheir breastsAllahınkindenthanAllahAllahböyledirThatçünkü onlar(is) because theybir topluluktur(are) a peopleanlamaz(who do) notanlarlarunderstand
🇹🇷 59:13 Onların kalblerinde sizin korkunuz, Allah'ın korkusundan fazladır. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
onlar sizinle savaşamazlarNotsizinle savaşırlar mıwill they fight youtoplu olarakallancak (savaşırlar)exceptiçindeinkalelertownsmüstahkemfortifiedyahutorardındanfromarkasındabehindduvarlarınwallsonların çekişmeleriTheir violencekendi aralarındaamong themselvesşiddetli(is) severesen onları sanırsınYou think theytoplu(are) unitedama kalbleribut their heartsdağınıktır(are) dividedöyledirThatçünkü onlar(is) because theybir topluluktur(are) a peopledüşünmeznotakıl ederlerthey reason
🇹🇷 59:14 Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar, ancak, müstahkem şehirlerde yahut duvarların ardından (sizinle savaşmak isterler). Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalbleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.
durumu gibidirLike (the) examplekimselerin(of) thosekendilerinden öncekifromonlardan öncebefore themyakın zamanshortlytadmışlardırthey tastedvebalini(the) evil resultyaptıklarının(of) their affairve onlar için vardırand for thembir azab(is) a punishmentacıklıpainful
🇹🇷 59:15 (Bu yahudilerin durumu) kendilerinden az önce, işlerinin günahını tatmış olan, ahirette de kendileri için acı bir azab bulunan kimselerin (Bedir'de cezalarını bulan putperestlerin) durumu gibidir.
durumuna benzerLike (the) exampleşeytanın(of) the Shaitaanhaniwhendemiştihe saysinsanato maninkar etDisbelievezaman daBut wheninkar ettiğihe disbelievesdemiştihe saysşüphesiz benIndeed, I amuzağımdisassociatedsedenfrom youelbette benIndeed, [I]korkarımI fearAllah'tanAllahRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 59:16 (Yahudileri kandıran münafıkların durumu da) tıpkı şeytanın durumuna benzer ki insana "İnkâr et." dedi, (insan) inkar edince de: "Ben senden uzağım, ben âlemlerin Rabb'i Allah'tan korkarım!" dedi.
Mahmoud Khalil Al-Husary