elbette OIndeed, itkesinlikle bir Kur'an'dır(is) surely, a Qurandeğerlinoble
🇹🇷 56:77 O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
bir KitaptadırInbir kitapa Booksaklıwell-guarded
🇹🇷 56:78 Korunmuş bir kitaptadır.
ona dokunmazNoneona dokunmayıntouch itbaşkasıexcepttemizlerdenthe purified
🇹🇷 56:79 Ona temizlenenlerden başkası el süremez.
indirilmiştirA RevelationRabbindenfromRab(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 56:80 (O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
şimdi bunu mu?Then is it to thissözüstatementsizthat youküçümsüyorsunuz(are) indifferent
🇹🇷 56:81 Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
ve kılıyorsunuz?And you makerızkınızıyour provisionsizinthat youyalanlamanızdan (ibaret)deny
🇹🇷 56:82 Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
ya ?Then why notzamanwhen(can) dayandığıit reachesboğazathe throat
🇹🇷 56:83 Can boğaza dayandığı zaman
ve siz deAnd youo zaman(at) that timebakıp durursunuzlook on
🇹🇷 56:84 Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
ve bizAnd Wedaha yakınız(are) neareronato himsizdenthan youfakatbutsiz görmezsinizyou (do) not seegörmezsinizyou (do) not see
🇹🇷 56:85 Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
eğerThen why noteğerifisenizyou arecezalandırılmayacaknotcezalandırılmakto be recompensed
🇹🇷 56:86 Eğer cezalandırılmayacak iseniz,
onu geri döndürsenizeBring it backeğerifisenizyou aredoğrulardantruthful
🇹🇷 56:87 Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.
amaTheneğerifisehe wasyaklaştırılanlardanofyakınlaştırılmışlarthose brought near
🇹🇷 56:88 Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,
(O'na) rahatlık (vardır)Then restve güzel rızık (vardır)and bountyve cenneti (vardır)and a Gardenni'met(of) Pleasure
🇹🇷 56:89 Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
amaAndeğerifisehe wasashabındanofashabı(the) companionssağ(of) the right
🇹🇷 56:90 Eğer O, sağın adamlarından ise,
selamThen, peacesanafor youashabından[from]ashabı(the) companionssağ(of) the right
🇹🇷 56:91 "(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"
amaButeğerifisehe wasyalanlayıcılardanofyalanlayanlarthe denierssapıkthe astray
🇹🇷 56:92 Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;
bir ziyafetThen, hospitalitykaynar sudanofkaynar su(the) scalding water
🇹🇷 56:93 İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
ve atılma (vardır)And burningcehenneme(in) Hellfire
🇹🇷 56:94 Ve cehenneme atılma vardır.
elbetteIndeedbudur iştethiselbette osurely, itgerçek(is the) truthkesincertain
🇹🇷 56:95 Kesin gerçek budur işte.
öyleyse tesbih etSo glorifyadını(the) nameRabbinin(of) your Lordbüyükthe Most Great
🇹🇷 56:96 Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
tesbih etmiştirGlorifiesAllah'ı[to] Allahher şeywhateverbulunan(is) ingöklerdethe heavensve yerdeand the earthOand Heazizdir(is) the All-Mightyhakimdirthe All-Wise
🇹🇷 57:1 Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
O'nundurFor Himmülkü(is the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthyaşatırHe gives lifeve öldürürand causes deathve Oand Heüzerine(is) overherallşeythingskadirdirAll-Powerful
🇹🇷 57:2 Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür, O, her şeye kadirdir.
OHeilktir(is) the Firstve sondurand the Lastve zahirdirand the Apparentve batındırand the Unapparentve Oand Heher(is) of everyşeyithingbilendirAll-Knower
🇹🇷 57:3 O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O herşeyi bilendir.
Mahmoud Khalil Al-Husary