dolaşırWill circulateçevrelerindeamong themgençlerboysebedi yaşamağa erdirilmişimmortal
🇹🇷 56:17 Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.
testilerleWith vesselsve ibriklerand jugsve kadehlerleand a cupkaynağından doldurulmuşfromakan bir derea flowing stream
🇹🇷 56:18 Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.
başları ağrıtmayanNotbaşları ağrımazthey will get headacheondantherefromveand notakılları gidermeyenthey will get intoxicated
🇹🇷 56:19 Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
ve meyva(lar)And fruitsşeylerdenof whatbeğendiklerithey select
🇹🇷 56:20 Beğendikleri meyvalar,
ve etiAnd (the) fleshkuş(of) fowlscanlarının çektiğiof whatisterlerthey desire
🇹🇷 56:21 Canlarının çektiği kuş etleri,
ve hurilerAnd fair onesiri gözlü(with) large eyes
🇹🇷 56:22 İri gözlü hûriler,
gibiLikeincilerpearlssaklıwell-protected
🇹🇷 56:23 Saklı inciler gibi,
karşılık olarakA rewardnedeniylefor whatolmalarıthey used (to)yapıyor(lar)do
🇹🇷 56:24 Yaptıklarına karşılık olarak verilir.
işitmezlerNotişiteceklerthey will hearoradathereinboş bir sözvain talkve ne deand notgünaha sokan bir lafsinful (speech)
🇹🇷 56:25 Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
yalnızcaExceptdenilira sayingselamPeaceselamPeace
🇹🇷 56:26 Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
ve adamlarıAnd (the) companionssağın(of) the rightnedirwhatadamları(are the) companionssağın(of) the right
🇹🇷 56:27 Sağın adamları, nedir o sağın adamları!
içindedirlerAmongsedir ağaçlarılote treesdikensizthornless
🇹🇷 56:28 Dalbastı kirazlar,
ve muz ağaçlarıAnd banana treesmeyvaları dizililayered
🇹🇷 56:29 Meyva dizili muzlar,
ve gölge(ler)And shadeuzamışextended
🇹🇷 56:30 Uzamış gölgeler,
ve sularAnd waterfışkıranpoured forth
🇹🇷 56:31 Fışkıran sular.
ve meyvalarAnd fruitpek çokabundant
🇹🇷 56:32 Pek çok meyva arasında,
tükenmeyenNotsayılılimitedve ne deand notyasaklanmayanforbidden
🇹🇷 56:33 Tükenmeyen ve yasaklanmayan
ve döşekler (üstündedirler)And (on) couchesyükseltilmişraised
🇹🇷 56:34 Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
elbette bizIndeed, Wekadınları inşa' etmişizdir[We] have produced them(yeni bir) inşa' ile(into) a creation
🇹🇷 56:35 Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).
onları yapmışızdırAnd We have made thembakirelervirgins
🇹🇷 56:36 Onları bâkireler yaptık.
sevgililerDevotedhep yaşıtequals in age
🇹🇷 56:37 Hep yaşıt sevgililer,
adamları içinFor (the) companionssağın(of) the right
🇹🇷 56:38 Sağın adamları içindir.
bir bölümüA companyöncekilerdendiroföncekilerthe former people
🇹🇷 56:39 Bir çoğu öncekilerdendir.
bir bölümü deAnd a companysonrakilerdendirofsonrakilerthe later people
🇹🇷 56:40 Bir çoğu da sonrakilerdendir.
ve adamlarıAnd (the) companionssolun(of) the leftnedirwhatadamları(are the) companionssolun(of) the left
🇹🇷 56:41 Solun adamları, nedir o solcular!
içindedirlerIniliklere işleyen bir ateşscorching fireve kaynar suand scalding water
🇹🇷 56:42 İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,
ve gölgededirlerAnd a shadekara dumandanofkara dumanblack smoke
🇹🇷 56:43 Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.
olmayanNotserincoolve olmayanand notfaydasıpleasant
🇹🇷 56:44 Ki ne serindir, ne de faydalı.
çünkü onlarIndeed, theyidilerwereöncebeforebundanthatvarlık içinde şımartılmışindulging in affluence
🇹🇷 56:45 Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.
ve ediyorlardıAnd wereısrarpersistingüzereingünah (işlemek)the sinbüyükthe great
🇹🇷 56:46 Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
veAnd they used (to)diyorlardı kisayzaman mı?Whenbiz öldüktenwe dieve olduğumuzand becometoprakdustve kemik yığınıand bonesbiz mi?will webir daha diriltileceğizsurely be resurrected
🇹🇷 56:47 Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
atalarımız da mı?And also our fathersöncekiformer
🇹🇷 56:48 "Önceki atalarımızda mı?"
de kiSayşüphesizIndeedöncekiler dethe formerve sonrakiler deand the later people
🇹🇷 56:49 De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"
mutlaka toplanacaklardırSurely, will be gatherediçinforbuluşma vakti(the) appointmentbir günün(of) a Daybelliwell-known
🇹🇷 56:50 "Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
Mahmoud Khalil Al-Husary