☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ فصلتمَكِّيَّة ۝ ٥٤ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hâ MîmHa Meem
🇹🇷 41:1 Hâ Mîm.
indirilmiştirA revelationRahmandanfromRahmanthe Most GraciousRahim(den)the Most Merciful
🇹🇷 41:2 Bu Kur'ân Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
bir KitaptırA Bookaçıklanmışare detailedayetleriits Versesokunana QuranArapça(in) Arabicbir toplum içinfor a peoplebilen(who) know
🇹🇷 41:3 Bu, Arapça bir Kur'an olarak, âyetleri bilen bir kavim için ayırt edilip açıklanmış bir kitaptır.
müjdeleyici olarakA giver of glad tidingsve uyarıcı olarakand a warnerfakat yüz çevirmiştirbut turn awayçoklarımost of themonlarso theyişitmezler(do) notişitirlerhear
🇹🇷 41:4 O, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat insanların çoğu yüz çevirmişlerdir. Artık onlar gerçeği işitmezler.
ve dediler kiAnd they saykalblerimizOur heartsiçinde var(are) inkılıflarcoveringsşeye karşıfrom whatbizi çağırdığınyou call uskendisineto itve varand inkulaklarımızdaour earsbir ağırlık(is) deafnessveand between usbizim aramızda varand between usve senin arandaand between youbir perde(is) a screensen (istediğini) yapSo workelbette biz deindeed, weyapıyoruz(are) working
🇹🇷 41:5 Onlar: "Ey Muhammed! Senin bizi davet ettiğin şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda anlaşmamıza engel bir de perde vardır. Sen istediğini yap, çünkü biz yapıyoruz" dediler.
de kiSayelbetteOnlybenI ambir insanıma mansizin gibilike youvahyediliyorit is revealedbanato meelbettethattanrınızınyour godtanrı olduğu(is) Godbir tekOneartık doğrulunso take a Straight PathO'nato Himve O'ndan mağfiret dileyinand ask His forgivenessvay halineAnd woeortak koşanlarınto the polytheists
🇹🇷 41:6 Ey Muhammed! De ki: "Ben sadece sizin gibi bir insanım, ancak bana ilâhınızın bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık hep O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Vay O'na ortak koşanların haline!
onlar kiThose whovermezler(do) notveringivezekatthe zakahve onlarand theyahiretiin the Hereafteronlartheyinkar ederler(are) disbelievers
🇹🇷 41:7 Onlar, zekatı vermezler, ahireti de inkâr ederler.
şüphesizIndeedkimselerthose whoiman eden(ler)believeve yapanlarand doiyi işlerrighteous deedsonlar için vardırfor thembir mükafat(is) a rewardolmaksızınnever endingkesintinever ending
🇹🇷 41:8 Şüphesiz ki, iman edip, salih amel işleyenler için de bitmez tükenmez bir mükafat vardır.
de kiSaysiz mi?Do you indeedinkar ediyorsunuz[surely] disbelieveyaratanıin the One Whoyarattıcreatedarzıthe earthiçindeiniki güntwo periodsve koşuyorsunuzand you set upO'nawith HimeşlerrivalsOThatRabbidir(is the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 41:9 De ki: "Siz yeri iki günde yaratanı gerçekten inkâr edip duracak mısınız? Bir de O'na eşler koşuyorsunuz ha? O bütün âlemlerin Rabbidir."
ve yaptıAnd He placedorada (arzda)thereinağır baskılarfirmly-set mountainsüstündenabove itonun üstündeabove itve bereketlerand He blessedoradathereinve takdir ettiand determinedoradathereingıdalarınıits sustenanceiçindeindörtfourgünperiodseşit olarakequalarayıp soranlar içinfor those who ask
🇹🇷 41:10 O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı. Orada bereketler meydana getirdi. Orada araştırıp soranlar için rızıkları tam dört günde belli bir seviyede takdir edip, düzene koydu.
sonraThenyöneldiHe directed (Himself)göğetowardsgökthe heavenve owhile it (was)duman halinde olansmokesonra dediand He saidonato itve arzaand to the earthgelinCome both of youisteyerekwillinglyveyaoristemeyerekunwillinglydediler kiThey both saidgeldikWe comeisteyerekwillingly
🇹🇷 41:11 Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler.
🔬 İlim notuSonra duman hâlindeki göğe yöneldi…
Erken evren, yıldız öncesi sıcak gaz-toz bulutlarından ibaretti; kozmolojide bu evre gerçekten "duman"a benzetilir.