ve görürsünAnd you will seemeleklerinthe Angelsdönereksurroundingçevresinde[from]etrafındaaroundArşınthe Thronetesbih ettikleriniglorifyinghamd ile(the) praiseRablerini(of) their Lordve hükmedilirAnd (will) be judgedaralarındabetween themhak ilein truthve denilirand it will be saidHamdAll praise beAllah'a'dırto AllahRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 39:75 Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Artık halk arasında hak ile hüküm icra edilip "âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun" denilmektedir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Hâ MîmHa Meem
🇹🇷 40:1 Hâ Mîm.
indirilişi(The) revelationKitabın(of) the Booktarafındandır(is) fromAllahAllahaziz (daima galib)the All-Mightyalim (herşeyi en iyi bilen)the All-Knower
🇹🇷 40:2 Bu kitabın indirilişi, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah tarafındandır.
bağışlayandır(The) Forgivergünahı(of) the sinve kabul edendirand (the) Acceptortevbeyi(of) [the] repentanceçetin olandırsevereazabı(in) the punishmentsahibidirOwner (of) the abundancelutufOwner (of) the abundanceyoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimO'nadırto Himdönüş(is) the final return
🇹🇷 40:3 O, günah bağışlayıcı, tevbe kabul edici, azabı şiddetli, kerem sahibi Allah'tandır ki O'ndan başka ilâh yoktur. Hem dönüş O'nadır.
mücadele etmezNottartışırlardisputehakkındaconcerningayetleri(the) VersesAllah'ın(of) Allahbaşkasıexceptkimselerdenthose whoinkar eden(lerden)disbelieveo haldeso (let) notseni aldatmasındeceive youonların dolaşmalarıtheir movementşehirledeinşehirlerthe cities
🇹🇷 40:4 Allah'ın âyetleri hakkında ancak kâfirler mücadele ederler. Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın.
yalanladıDeniedonlardan öncebefore themkavmi(the) peopleNuh(of) Nuhve kollarand the factionsonlardan sonrakiafter themonlardan sonraafter themve yeltendiand plottedhereverymilletnationelçisiniagainst their Messengeryakalamağato seize himve tartıştılarand they disputedboş şeyler ileri sürerekby falsehoodgidermek içinto refuteonunlatherebyhakkıthe truthbu yüzden onları yakaladımSo I seized themnasılThen howolduwasazabımMy penalty
🇹🇷 40:5 Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu?
ve böyleceAnd thusyerini bulduhas been justifiedsözü(the) WordRabbinin(of) your Lordhakkındakiagainstkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedonlar ki;that theyhalkıdır(are) companionsateş(of) the Fire
🇹🇷 40:6 İşte o nankörlük eden kâfirlere Rabbinin (azab) sözü öyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler.
kimselerThose whotaşıyan(lar)bearArş'ıthe Throneve bulunanlarand whoonun çevresinde(are) around ittesbih ederlerglorifyhamd ile (överek)(the) praisesRablerini(of) their Lordve inanırlarand believeO'nain Himve mağfiret dilerlerand ask forgivenesskimseler içinfor those whoinanan(lar)believeRabbimizOur Lordsen kapladınYou encompassherallşeyithingsrahmet ile(by Your) Mercyve bilgi ileand knowledgebağışlaso forgivekimselerithose whotevbe eden(leri)repentve uyanlarıand followsenin yolunaYour Wayve onları koruand save them (from)azabından(the) punishmentcehennem(of) the Hellfire
🇹🇷 40:7 Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru."
Mahmoud Khalil Al-Husary