ve aslaAnd (do) nottartışmayınargueehliyle(with the) People of the Bookkitap(with the) People of the Bookbaşka şekildeexcept(tarzdan)by whicho[it]en güzel(is) bestdışındaexcepthaksızlık edenlerithose whozulmederler(do) wrongonlarınamong themve deyin kiand sayinandıkWe believeindirilenein that (which)indirildihas been revealedbizeto usve indirileneand was revealedsizeto youve tanrımızAnd our Godve tanrınızand your Godbirdir(is) Oneve biz deand weO'nato Himteslim olanlarızsubmit
🇹🇷 29:46 İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehli kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur."
ve işte böyleceAnd thusindirdikWe (have) revealedsanato youKitabıthe BookkimselerSo thosekendilerine verdiklerimizWe gave [them]Kitabıthe BookinanırlarbelieveonathereinveAnd amongşunlardan (Araplardan)thesekimseler(are some) whoinananırlarbelieveonathereinveAnd noneinkar etmezrejectayetlerimiziOur Versesbaşkasıexceptkafirlerdenthe disbelievers
🇹🇷 29:47 (Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder.
veAnd notsen değildin(did) youokuyanrecitebundan öncebefore itondan öncebefore itKitaptananykitapBookveand notonu yazmıyordun(did) you write itelinlewith your right handöyle olsaydıin that casekuşkulanırlardısurely (would) have doubtedbatılda olanlarthe falsifiers
🇹🇷 29:48 Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.
hayırNayoitayetlerdir(is) Versesaçık açıkclearbulunaningöğüslerde(the) breastsolanların(of) those whoverilmişare givenbilgithe knowledgeveAnd notinkar etmezrejectbizim ayetlerimiziOur Versesbaşkasıexceptzalimlerdenthe wrongdoers
🇹🇷 29:49 Hayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Ayetlerimizi ancak ve ancak zalimler bile bile inkâr eder.
ve dediler kiAnd they saydeğil miydi?Why notindirilmeliare sent downonato himayetler(the) SignsRabbindenfromRabbihis Lordde kiSayşüphesizOnlyayetler (mu'cizeler)the Signsyanındadır(are) withAllah'ınAllahve şüphesizand onlyben ancakI (am)bir uyarıcıyıma warnerapaçıkclear
🇹🇷 29:50 "Ona Rabbinden (başkaca) mucize indirilmeli değil miydi?" derler. Cevaben de ki: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."
onlara yetmedi mi?And is (it) notonlara yetersufficient for themindirdik-ki bizthat Weindirdikrevealedsanato youKitabıthe Bookokunan(which) is recitedkendilerineto themşüphesizIndeedvardırinbundathatbir rahmetsurely is a mercyve öğütand a reminderbir toplum içinfor a peopleinananwho believe
🇹🇷 29:51 Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi? Bunda iman edecek bir kavim için elbette bir rahmet ve öğüt vardır.
de kiSayyeterSufficient isAllahAllahbenimlebetween mesizin aranızdaand between youşahid olarak(as) a WitnessO bilirHe knowsolanlarıwhatgöklerde(is) ingöklerthe heavensve yerdeand the earthveAnd those whoinananlarbelievebatılain [the] falsehoodve inkar edenlerand disbelieveAllah'ıin Allahiştethoseonlardırtheyziyana uğrayanlar(are) the losers
🇹🇷 29:52 De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary