☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
yoksaOrsanıyor musun ki?do you thinkgerçektenthatonların çoğumost of themişitiyorlarhearveyaordüşünüyorlarunderstanddeğildirNotonlartheyancak(are) excepthayvanlar gibidirlike cattlehattaNayonlartheydaha sapıktır(are) more astrayyolca(from the) way
🇹🇷 25:44 Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar.
görmedin mi?Do you notgörürlerseeRabbini[to]Rabbinyour Lordnasıl?howuzattıHe extendsgölgeyithe shadowve şayetAnd ifdileseydiHe willedonu yapardısurely He (could) have made itdurgunstationarysonraThenkıldıkWe madegüneşithe sunonafor itbir delilan indication
🇹🇷 25:45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdır.
sonraThençekip aldıkWe withdraw itkendimizeto Usyavaş yavaşa withdrawalkolaycagradual
🇹🇷 25:46 Sonra da onu yavaş yavaş kendimize (başka yöne) çekmekteyiz.
OAnd Heki(is) the One Whoyaptımadesizin içinfor yougeceyithe nightelbise(as) a coveringve uykuyuand the sleepdinlenmea restve yaptıand madegündüzüthe daykalkıp çalışma zamanıa resurrection
🇹🇷 25:47 Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O'dur.
ve OAnd Heki(is) the One Whogönderdisendsrüzgarlarıthe windsmüjdeci(as) glad tidingsarasında (önünde)beforeellerinin (önünde)beforerahmetininHis Mercyve indirdikand We send downgöktenfromgökthe skybir suwatertertemizpure
🇹🇷 25:48 Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren O'dur.
diriltelim diyeThat We may give lifeonunlatherebybir ülkeyi(to) a landölüdeadve onunla sulayalım diyeand We give drinkyarattığımızthereofyarattıklarımıza(to those) We createdhayvanlardan;cattleve insanlardanand menbirçoğunumany
🇹🇷 25:49 Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye.
ve andolsunAnd verilyetraflıca anlattıkWe have distributed itonların aralarındaamong themöğüt alsınlar diyethat they may rememberama direnmektedirbut refuseçoğumostinsanların(of) the peopleancakexceptinkardadisbelief
🇹🇷 25:50 Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.
ve eğerAnd ifbiz dileseydikWe willedgönderirdiksurely, We (would) have raisedherinhereverykentetownbir uyarıcıa warner
🇹🇷 25:51 (Habibim!) Şayet dileseydik elbette her köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.
boyun eğmeSo (do) notitaat edinobeykafirlerethe disbelieversve onlarla cihad etand strive (against) thembununla (Kur'an)with itbir cihadlaa strivingbüyükgreat
🇹🇷 25:52 (Madem ki yalnız seni gönderdik) Öyleyse kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'ân ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!
ve OAnd Hebirbirine salmıştır(is) the One Whosalıverdi(has) releasediki denizithe two seasbu[this] (one)tatlıpalatablesusuzluğu gidericiand sweetve buand [this] (one)tuzlusaltyve acıdır(and) bitterve koymuşturand He has madeikisinin arasınabetween thembir engela barrierve bir perdeand a partitionkavuşmalarına engelforbidden
🇹🇷 25:53 Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur.
🔬 İlim notuİki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar; aralarında bir engel var, karışmıyorlar.
Farklı tuzluluk ve yoğunluktaki su kütleleri arasında görünmez sınır (haloklin) oluşur; Cebelitarık’ta gözlemlenebilir.
ve OAnd Heyarattı(is) the One Whoyarattıhas createdsudanfromsuthe waterbir insanhuman beingve onu kıldıand has made (for) himnesepblood relationshipve sıhrand marriage relationshipveAnd isRabbinyour Lordher şeye gücü yetendirAll-Powerful
🇹🇷 25:54 O (hakir) sudan, bir insan yaratıp ona bir neseb bahşeden ve sıhriyet bağı ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter.
ve tapıyorlarBut they worshipbaşkabesides AllahAllah'tan başkabesides AllahAllah'tanbesides Allahşeylerewhatfayda vermeyennot profits themonlara fayda vermeznot profits themve ne deand notzarar vermeyenharms themve olanand iskafirthe disbelieverkarşıagainstRabbinehis Lord(şeytana) yardımcıdıra helper
🇹🇷 25:55 (Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı olan kimse Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.