☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
veAnd notsana getiremezlerthey come to youhiçbir misalwith an exampledışındabutsana getirdiğimizWe bring yougerçeğithe truthve en güzeland (the) bestaçıklamayıexplanation
🇹🇷 25:33 Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karşılığında) doğrusunu ve tefsirin daha güzelini getirmiş olmayalım.
olanlarThose whotoplanacakwill be gatheredüzerineonyüzleritheir facescehennemetocehennemHellişte onlarthoseçok kötüdür(are the) worstyerleri(in) positionve çok sapıktırand most astrayyolları(from the) way
🇹🇷 25:34 O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.
ve andolsunAnd verilybiz verdikWe gaveMusa'yaMusaKitabıthe Scriptureve yaptıkand We appointedkendisinin yanındawith himkardeşihis brotherHarun'uHarunvezir(as) an assistant
🇹🇷 25:35 Andolsun ki Musa'ya kitap verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık.
dedik kiThen We saidgidinGo both of youkavmetoinsanlarthe peopleonlar kithose whoyalanlıyorlarhave deniedayetlerimiziOur Signsve onları yok ettikThen We destroyed themyıkılışla(with) destruction
🇹🇷 25:36 "Haydi âyetlerimizi yalan sayan o kavme gidin" dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ettik.
ve kavmiAnd (the) peopleNuh(of) Nuhvakitwhenyalanladıklarıthey deniedpeygamberlerithe Messengersonları boğdukWe drowned themve onları yaptıkand We made theminsanlarafor mankindbir ibreta signve hazırladıkAnd We have preparedzalimlerefor the wrongdoersbir azaba punishmentacıklıpainful
🇹🇷 25:37 Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır.
ve Ad'ıAnd Adve Semud'uand Thamudve halkınıand (the) dwellersRes(of) Ar-rassve nesilleriand generationsarasındabetweenbununthatdaha birçoğunumany
🇹🇷 25:38 Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında daha bir çok nesilleri de (inkârcılıkları yüzünden helak ettik)
hepsineAnd eachgetirdikWe have set forthonlarafor himmisallerthe examplesve hepsiniand eachhelak ettikWe destroyedhelakla(with) destruction
🇹🇷 25:39 Onların herbirine misaller getirdik; (ama ögüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
ve andolsunAnd verilyvardılarthey have comekenteuponbeldethe townyağmura tutulanwhichyağdırıldıwas showeredyağmuruna(with) a rainbela(of) evilonu görmüyorlar mıydı?Then do notonlardıthey [were]onu görürlersee ithayırNayonlarthey areummuyorlardınotbekleyerekexpectingtekrar dirilip kalkmayıResurrection
🇹🇷 25:40 (Resulüm!) Andolsun ki, (bu Mekke'li putperestler), bela ve fenalık yağmuruna tutulmuş olan beldeye uğramışlardır. Peki onu da görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.
ve zamanAnd whenseni gördüklerithey see youseni yapmıyorlarnotseni edinirlerthey take youbaşka bir şeyexcepteğlence konusundan(in) mockerybunu mu?Is thisgöndermişthe one whomAllah gönderdiAllah has sentAllahAllah has sentelçi(as) a Messenger
🇹🇷 25:41 Seni gördükleri zaman "Bu mu Allah'ın Peygamber olarak gönderdiği?" diye hep seni alaya alıyorlar.
nerdeyseHe would have almostneredeyseHe would have almostbizi saptıracaktı (diyorlar)[surely] misled ustanrılarımızdanfromilahlarımızour godseğer etmeseydikif notbiz kararlılıkthatsabretseydikwe had been steadfastondato themve yakındaAnd soonbileceklerdirwill knowzamanwhengördüklerithey will seeazabıthe punishmentkiminwhosapık olduğunu(is) more astrayyolunun(from the) way
🇹🇷 25:42 "Şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten de bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler!
gördün mü?Have you seenkimseyi(one) whoedinentakestanrı(as) his godarzusunuhis own desiresen mi?Then would youolacaksınbeonun üstüneover himbekçia guardian
🇹🇷 25:43 Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?