☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve onlar kiAnd those whoverirlergiveşeyiwhatverdiklerithey givekalbleriwhile their heartsürpererek(are) fearfulşüphesiz onlarbecause theyRablerinin huzurunatoRableritheir Lorddönecekler(will) return
🇹🇷 23:60 Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;
işte onlar(It is) thosekoşarlarwho hastenhayır işlerineiniyi (ameller)the good (deeds)ve onlarand they(hayır) içinin themönde giderler(are) foremost
🇹🇷 23:61 İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.
veAnd notbiz teklif etmeyizWe burdenhiç kimseyeany soulbaşkasınıexceptgücünün yetiğinden(to) its capacityve katımızda vardırand with Usbir Kitap(is) a Recordsöyleyen(which) speaksgerçeğiwith the truthve onlaraand theyasla(will) nothaksızlık edilmezbe wronged
🇹🇷 23:62 Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
fakatNayonların kalbleritheir heartsiçindedir(are) ingafletconfusionbundanoverbuthisonların vardır kiand for themişleri(are) deedsbaşkabesidesbaşkabesidesbundanthatonlarthey(hep) o (işler) içinfor itçalışırlar(are) doers
🇹🇷 23:63 Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.
nihayetUntilzamanwhenyakaladığımızWe seizevarlıklılarınıtheir affluent onesazab ilewith the punishmenthemenbeholdonlarTheyferyada başlarlarcry for help
🇹🇷 23:64 Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.
artık feryadetmeyin(Do) notyardıma çağırırlarcry for helpbugüntodayşüphesiz sizeIndeed, youbize karşıfrom Usyardım olunmaznotyardım olunacakwill be helped
🇹🇷 23:65 Boşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz.
gerçektenVerilyidiwereayetlerimMy Versesokunuyorrecitedsizeto youfakat sizbut you usedüzere(to) onarkanızyour heelsdönüyordunuzturn back
🇹🇷 23:66 Çünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz.
kibirlenerek(Being) arrogantona (ayetlerime) karşıabout itgeceleyinconversing by nightsaçmalıyordunuzspeaking evil
🇹🇷 23:67 Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz.
onlar iyice düşünmediler mi?Then, do notdüşünürlerthey pondero sözü (Kur'an'ı)the Wordyoksaoronlara geldi (mi)?has come to thembir şeywhatgelmeyennotgelmişti(had) comeatalarına(to) their forefathersönceki(to) their forefathers
🇹🇷 23:68 Onlar bu sözü (Kur'ân'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
yoksaOrtanımadıkları (için mi?)(do) nottanırlarthey recognizeelçilerinitheir Messengeronlarso theyonu(are) rejecting himinkar ediyorlar(are) rejecting him
🇹🇷 23:69 Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
yoksaOr(-mı) diyorlar?they sayondaIn himbir delilik var(is) madnesshayırNayo kendilerine getirdihe brought themhakkıthe truthfakat çoklarıbut most of themhaktanto the truthhoşlanmıyorlar(are) averse
🇹🇷 23:70 Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.
ve eğerBut ifuysaydı(had) followedhakthe truthonların keyiflerinetheir desiresbozulur giderdisurely (would) have been corruptedgöklerthe heavensve yerand the earthve kimselerand whoeverbunların içinde bulunan(is) thereinbilakisNaybiz onlara getirdikWe have brought themZikir'lerinitheir reminderfakat onlarbut theyZikirlerindenfromonlara öğüttheir reminderyüz çeviriyorlar(are) turning away
🇹🇷 23:71 Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler.
yoksaOronlardan istiyor musun?you ask thembir vergi(for) a paymentvergisiBut the paymentRabbinin(of) your Lorddaha hayırlıdır(is) bestve Oand Heen hayırlısıdır(is) the Bestrızık verenlerin(of) the Providers
🇹🇷 23:72 (Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
ve şüphesiz senAnd indeed, youonları çağırıyorsuncertainly call thembir yolatoyol(the) PathdoğruStraight
🇹🇷 23:73 Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.
ve kuşkusuzAnd indeedkimselerthose whoinanmayan(lar)(do) notiman ederlerbelieveahiretein the Hereafteryoldanfromyolthe pathsapıyorlarsurely (are) deviating
🇹🇷 23:74 Fakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.