بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
eyO mankindinsanlarO mankindkorkunFearRabbinizdenyour LordçünküIndeeddepremi(the) convulsionsa'atin(of) the Hourbir şeydir(is) a thingcidden korkunçgreat
🇹🇷 22:1 Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının; şüphesiz o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
gün(The) Dayonu gördüğünüzyou will see itunuturwill forgethereveryemzirennursing motheremzirdiğinithat whichemziriyordushe was nursingve bırakırand will deliverherevery(sahibi) gebepregnant woman(yük) gebepregnant womanyükünüher loadve görürsünand you will seeinsanları[the] mankindsarhoşintoxicatedoysa değillerdirwhile notonlartheysarhoş(are) intoxicatedamabutazabı(the) punishmentAllah'ın(of) Allahşiddetlidir(will be) severe
🇹🇷 22:2 Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden geçer. Ve her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş görürsün, halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
veAnd amonginsanlardanthe mankindkimi(is he) whotartışırdisputeshakkındaconcerningAllahAllaholmaksızınwithoutbilgisiknowledgeve uyarand followshereveryşeytanadevilkaba (şarlatan)rebellious
🇹🇷 22:3 İnsanlardan bazıları Allah hakkında bir bilgisi olmadığı halde tartışır da her azılı şeytanın ardına düşer.
yazılmıştırIt has been decreedonun hakkındafor himşüphesiz othat hekimwhoonu takibedersebefriends himmuhakkak buthen indeed, heonu saşırtırwill misguide himve onu götürürand will guide himazabınatoazap(the) punishmentalevli ateş(of) the Blaze
🇹🇷 22:4 (O şeytanki) hakkında şöyle hüküm verilmiştir: Şüphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür.
eyO mankindinsanlarO mankindeğerIfisenizyou areiçindeinkuşkudoubtyeniden dirilmektenaboutdirilişthe Resurrection(bilin ki) bizthen indeed, Wesizi yarattıkWe created you(önce) topraktanfromtoprakdustsonrathennutfe(sperm)denfrombir nutfea semen-dropsonrathenalaka(embriyo)danfromalaka (asılıp tutunan)a clinging substancesonrathenbir çiğnem et parçasındanfrombir mudğa (çiğnem et)an embryonic lumpbiçimlenmişformedveand unformedbiçimlenmemişand unformedaçıkça göstermek içinthat We may make clearsizeto youve tutarızAnd We cause to remainrahimlerdeinrahimlerthe wombsdilediğimiziwhatyapacağızWe willbir süreye kadarforbir ecela termbelirtilmişappointedsonrathensizi çıkarırız;We bring you outbir bebek olarak(as) a childsonra[then]ermeniz içinthat you may reachgüçlerinize[your] maturityve içinizdenAnd among youkimi(is he) whoöldürülürdiesve içinizdenand among youkimi de(is he) whoitiliris returneden kötü çağınatoen zelilthe most abjectömrünagehale gelmesi içinso that notbilmezhe knowssonraaftersonraafterbilen kimse ikenhaving knownbir şeyanythingve görürsünAnd you seeyerithe earthkurumuş ölmüşbarrenzamanthen whenbiz indirdiğimizWe send downonun üzerineon itsuyuwatertitreşirit gets stirredve kabarırand it swellsve bitirirand growsherofhereveryçiftikindgüzelbeautiful
🇹🇷 22:5 Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.
Mahmoud Khalil Al-Husary