ve hak olarakAnd with the truthbiz o(Kur'a)nı indirdikWe sent it downve hak ileand with the truthinmiştirit descendedseni göndermedikAnd notseni gönderdikWe sent youdışındaexceptmüjdeleyici olmak(as) a bearer of glad tidingsve uyarıcı olmakand a warner
🇹🇷 17:105 Biz bu Kur'an'ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
ve Kur'an'ıAnd the Quranparçalara ayırdıkWe have dividedokuman içinthat you might recite itinsanlaratoinsanlarthe peopleağır ağırataralıklarlaintervalsve onu indirdikAnd We have revealed itbirbiri ardınca(in) stages
🇹🇷 17:106 Sana Kur'ân'ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve biz onu yavaş yavaş indirdik.
de kiSaysiz inanınBelieveonain itveyaorinanmayın(do) notiman ederlerbelieveşüphesizIndeedkimselerethose whoverilen(ler)were givenbilgithe knowledgedaha öncebefore itondan öncebefore itzamanwhenokunduğuit is recitedkendilerineto themonlar derhal kapanırlarthey fallçeneleri üstüneon their facessecdeye(in) prostration
🇹🇷 17:107 Ey Muhammed! De ki: İster ona (Kur'ân'a) inanın, ister inanmayın; o daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar.
ve derlerAnd they sayşanı yücedirGlory be toRabbimizinour LordgerçektenIndeedva'di (sözü)isvaat(the) promiseRabbimizin(of) our Lordmutlaka yerine getirilirsurely fulfilled
🇹🇷 17:108 Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir.
ve kapanırlarAnd they fallçeneleri üstüneon their facesağlayarakweepingve onların (Kur'an) artırırand it increases themderin saygısını(in) humility
🇹🇷 17:109 Ve ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur'ân'ı işitmek onların Allah'a teslimiyetlerini daha da artırır.
de kiSaydua edin (çağırın)InvokeAllah diyeAllahveyaordua edin (çağırın)invokeRahman diyethe Most GracioushangisiyleBy whatever (name)çağırsanızBy whatever (name)yalvarırsınızyou invokeO'nundurto Him (belongs)isimlerthe Most Beautiful Namesen güzelthe Most Beautiful Namespek bağırmaAnd (do) notyükseltmeyinbe loudnamazındain your prayerspek de gizlemeand notsusunbe silentonu (sesini)thereintutbut seekarasındabetweenbununthatbir yola way
🇹🇷 17:110 (Sen onlara) de ki: İster "Allah" deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur. Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç.
ve de kiAnd sayhamdolsunAll PraiseAllah'a(is) for Allahedinmeyenthe One Whoedinmedihas not takenedinmedihas not takençocuka sonveand notolmayanisonunfor Himortağıa partnermülkteinmülkthe dominionveand not(ihtiyacı) olmayanisonunfor Himyardımcıyaany protectoracze düşüp deout ofzayıflıkweaknessve O'nu yüceltAnd magnify Himtam bir yüceltme ile(with all) magnificence
🇹🇷 17:111 Ve şöyle de: Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
hamdolsunAll PraiseAllah'a(is) for Allahkithe One Whoindirdi(has) revealedkulunatokuluHis slaveKitabıthe Bookveand notkoymadı(has) madeonain ithiçbir eğrilikany crookedness
🇹🇷 18:1 Hamd, o Allah'a mahsustur ki kulu (Muhammed'e) kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
dosdoğru olarakStraightuyarması içinto warnazaba karşı(of) a punishmentşiddetliseverekatından (indirdi)fromO'nun katındanear Himve müjdelemesi içinand give glad tidingsmü'minlere(to) the believersyapanthose whoyapındoiyi işlerrighteous deedskendileri için bulunduğunuthatonlar içinfor themmükafat(is) a good rewardgüzel(is) a good reward
🇹🇷 18:2 Onu dosdoğru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin.
kalacaklardır(They will) abideonun içindein itsürekli olarakforever
🇹🇷 18:3 Onlar orada sürekli kalacaklardır.
ve uyarması içinAnd to warndiyenlerithose whode kisayedindiAllah has takenAllahAllah has takençocuka son
🇹🇷 18:4 Ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.
Mahmoud Khalil Al-Husary