☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
kimselerAnd those whoinkar eden(ler)disbelievedve engel olanlarand hinderedyolundanfromyol(the) wayAllah'ın(of) Allahartırırız onlaraWe will increase themazabı(in) punishmentüstüneoverazaplarınınpunishmentdolayıbecauseyaptıklarıthey used (to)bozgunculuklarındanspread corruption
🇹🇷 16:88 İnkâr eden ve (insanları) Allah yolundan çevirenler, diğer kimseleri de bozdukları için onlara azab üstüne azab artırdık.
ve günAnd the DaygetireceğimizWe will resurrectiçindeamonghereveryümmetnationbir şahida witnessüzerlerineover themkendi aralarındanfromkendilerithemselvesgetireceğizAnd We (will) bringseni deyouşahid(as) a witnessüzerineoverbunlarıntheseve indirdikAnd We sent downsanato youbu Kitabıthe Bookaçıklayan(as) a clarificationherof everyşeyithingve yol gösterici olarakand a guidanceve rahmet olarakand mercyve müjde olarakand glad tidingsmüslümanlarafor the Muslims
🇹🇷 16:89 Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik.
şüphesizIndeedAllahAllahemredercommandsadaletijusticeve ihsanıand the goodve vermeyiand givingakrabaya(to) relativesakrabalara(to) relativesve menederand forbidsedepsizlikten[from]hayâsızlıkthe immoralityve fenalıktanand the badve azgınlıktanand the oppressionsize böyle öğüt verirHe admonishes youumulur kiso that you mayöğüt alırsınız (diye)take heed
🇹🇷 16:90 Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.
tam yerine getirinAnd fulfilahdinithe covenantAllah'ın(of) Allahzamanwhenandlaşma yaptığınızyou have taken a covenantve aslaand (do) notbozmayınbreakyeminlerioathssonraafterpekiştirdiktentheir confirmationçünküwhile verilyyaptınızyou have madeAllah'ıAllahüzerinizeover youkefil (şahid)a suretyşüphesizIndeedAllahAllahbilirknowsşeyleriwhatyaptıklarınızyou do
🇹🇷 16:91 Bir de anlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini yerine getirin ve pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Allah'ı üzerinize şahid tuttuğunuz halde, nasıl olur da bozarsınız! Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.
ve aslaAnd (do) notolmayınbegibilike her whoçözen kadınuntwistsipliğiniher spun yarnsonraaftersonraafterkuvvetlistrengthbüktükten(into) untwisted strandsbir vasıta yaparakyou takeyeminleriniziyour oathsbozucu(as) a deceptionaranızdabetween youolduğu içinbecause…dırisbir topluluka communitydaha çok[it]daha çokmore numerousdiğer bir topluluktanthan(başka) bir topluluk(another) communityçünküOnlysizi denerAllah tests youAllahAllah tests youbununlaby itve açıklayacaktırAnd He will make clearsizeto yougünü(on) the Daykıyamet(of) the Resurrectionşeyleriwhatolduğunuzyou used (to)hakkındain itayrılığa düştüğünüzdiffer
🇹🇷 16:92 Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.
şayetAnd ifdileseydiAllah (had) willedAllahAllah (had) willedhepinizi yapardısurely He (could) have made youümmeta nationbir tekonefakatbutşaşırtırHe lets go astraykimseyiwhomdilediğiHe willsve doğru yola iletirand guideskimseyiwhomdilediğiHe willsve siz mutlaka sorulacaksınızAnd surely you will be questionedşeylerdenabout whatolduğunuzyou used (to)yapıyor(lar)do
🇹🇷 16:93 Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir. Şüphesiz ki, (kıyamet gününde) bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.