بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Elif Lam RaAlif Laam RaşunlarTheseayetleridir(are) the VersesKitabın(of) the Bookve Kur'an'ınand Quranapaçıkclear
🇹🇷 15:1 Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.
bir zaman gelir kiPerhapsarzu ederlerwill wishkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedkeşkeifolsaydılar (diye)they had beenmüslümanMuslims
🇹🇷 15:2 Bir zaman gelecek ki inkâr edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.
bırak onlarıLeave themyesinler(to) eatve eğlensinlerand enjoyve onları oyalasınand diverted themarzuthe hopeyakındathen soonbileceklerdirthey will come to know
🇹🇷 15:3 Onları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir.
biz yok etmedikAnd nothelâk ettikWe destroyedhiçbiranykentitowndışındabutolanların(there was) for itbir yazısıa decreebilinenknown
🇹🇷 15:4 Biz hiçbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik.
neNotgeçebilir(can) advancehiçbiranymilletnationsüresiniits termne deand notgeri kalır(can) delay it
🇹🇷 15:5 Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.
dediler kiAnd they sayEyO youkimse(to) whomindirilmiş olanhas been sent downkendisine[on him]Zikir (Kitap)the Remindersen mutlakaindeed, youdelisin(are) surely mad
🇹🇷 15:6 Dediler ki: "Ey kendisine Kur'ân indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun."
nedenWhybize getirmiyorsunnotbize getirirsinyou bring to usmeleklerithe Angelseğerifisenyou aresalihlerdenofdoğru söyleyenlerthe truthful
🇹🇷 15:7 "Eğer peygamberlik davanda doğru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin."
biz indirmeyizNotindiririzWe send downmeleklerithe Angelsolmaksızınexcepthak ilewith the truthve olmazand notonlarınthey would beo zaman dathenmühletlerigiven respite
🇹🇷 15:8 Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) hiç mühlet verilmez.
şüphesizIndeed, WebizWeindirdikhave sent downO Zikri (Kitap)ıthe Reminderve elbette bizizand indeed, WeO'nunof itkoruyucuları(are) surely Guardians
🇹🇷 15:9 Hiç şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız.
ve andolsunAnd certainlyelçiler gönderdikWe (had) sentsenden öncekibefore yousenden öncebefore youiçineinmilletlerinthe sectsgeçmiş(of) the former (people)
🇹🇷 15:10 Andolsun, senden önceki milletler arasında da peygamberler gönderdik.
onlara gelmezdiAnd notonlara geldicame to themhiçbiranyelçiMessengerolmadıklarıbutyaptılarthey didonunlaat himalay ediyormock
🇹🇷 15:11 Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmiş olmasınlar.
işte böyleThusonu sokarızWe let it enteriçineinkalbleri(the) heartssuçluların(of) the criminals
🇹🇷 15:12 Biz o küfrü suçluların kalbine işte böyle sokarız.
inanmazlarNotiman ederlerthey believeonain itelbetteand verilygeçtiği haldehave passedsünnetithe way(s)öncekilerin(of) the former (people)
🇹🇷 15:13 Kur'âna iman etmezler, halbuki öncekilerin sünneti (inanmadıkları için başlarına gelenler) gelip geçmiştir.
şayetAnd (even) ifaçsak daWe openedonlarato thembir kapıa gategöktenfromgökthe heavenolsalardıand they were to continueorayathereinçıkacak(to) ascend
🇹🇷 15:14 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,
derlerdiThey would surely sayherhaldeOnlydöndürüldühave been dazzledgözlerimizour eyesdoğrusuNaybizwebir topluluğuz(are) a peoplebüyülenmişbewitched
🇹🇷 15:15 "Gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.
Mahmoud Khalil Al-Husary