☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
dediler kiSaidonlarato themelçileritheir MessengersdeğilizNotbiz (de)we (are)başka bir şeybutinsandana humansizin gibilike youfakatbutAllahAllahlutfederbestows His GracekimseyeonkimewhomdilediğiHe willskullarındanofkullarıHis slavesyokturAnd notimkanımızisbizimfor ussize getiremeyethatsana getiririzwe bring youbir delilan authorityolmadanexceptizniby the permission of AllahAllah'ınby the permission of AllahveAnd uponAllah'aAllahdayansınlarso let put (their) trustinananlarthe believers
🇹🇷 14:11 Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama Allah kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve Allah'ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.
neden?And whatbiz(is) for usdayanmayalımthat nottevekkül ettikwe put our trustAllah'auponAllahAllahelbettewhile certainlybize göstermişkenHe has guided usyollarımızıto our waysve katlanırızAnd surely we will bear with patiencebize yaptığınız eziyetlereonnewhatbize vereceğin zararharm you may cause usveAnd uponAllah'aAllahdayansınlarso let put (their) trusttevekkül edenlerthe ones who put (their) trust
🇹🇷 14:12 Bize yollarımızı göstermişken neden biz Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Elbette bize yaptığınız eziyetlere katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler."
dediler kiAnd saidkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedelçilerineto their Messengersya sizi mutlaka çıkarırızSurely we will drive you outyurdumuzdanofyurdumuzour landya daordönersinizsurely you should returnbizim dinimizetodinimizour religionşöyle vahyettiSo inspiredonlarato themRableritheir Lordmutlaka helak edeceğizWe will surely destroyzalimlerithe wrongdoers
🇹🇷 14:13 İnkâr edenler peygamberlerine dediler ki: "Ya sizi mutlaka yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zâlimleri mutlaka helak edeceğiz" diye vahyetti.
ve sizi yerleştireceğizAnd surely We will make you dwello yere(in) the landonların ardındanafter themonlardan sonraafter thembuThatiçindir(is) for whoeverkorkanfearsmakamımdanstanding before Meve korkan içindirand fearstehdidimdenMy Threat
🇹🇷 14:14 Ve Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkan içindir.
fetih istedilerAnd they sought victoryve perişan olduand disappointedhereveryzorbatyrantinatçıobstinate
🇹🇷 14:15 (Peygamberler, düşmanlarına karşı) fetih istediler, ve her zorba inatçı hüsrana uğradı.
ardından daof himöndeAheadcehennem(is) Hellkendisine içirilirand he will be made to drinkbir suyofsuwateririn (gibi)purulent
🇹🇷 14:16 Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir.
onu yutmağa çalışırHe will sip itfakatbut notgeçiremezhe will be nearboğazından(to) swallowing itve ona geldiği haldeAnd will come to himölümthe deathherfromhereveryyandansideve yinebut notoheölemezwill diebunun ardındanAnd ahead of himve onun önündeAnd ahead of himbir azab(is) a punishmentkabaharsh
🇹🇷 14:17 Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir.
durumu(The) examplekimselerin(of) those whoinkar eden(lerin)disbelieveRableriniin their Lordişleri;their deedsküle benzer(are) like ashessavurduğublows furiouslyonuon itrüzgarınthe windbir gündeinbir güna dayfırtınalıstormyele geçiremezlerNogüçleri yetmezcontrol (they have)şeylerdenof whatkazandıklarıthey have earnedhiçbir şeyionhiçbir şeyanythingişteThato[it]sapıklıktır(is) the strayingderinfar
🇹🇷 14:18 Rabblerini inkâr edenlerin durumu tıpkı fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İşte asıl uzak sapıklık budur.