☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
dediHe saidsığınırızAllah forbidAllah'aAllah forbidalmaktanthatalırızwe takebaşkasınıexceptkimseden(one) whobulduğumuzwe foundeşyamızıour possessionyanındawith himyoksa bizIndeed, weo zamanthenzulmedenler (oluruz)surely (would be) wrongdoers
🇹🇷 12:79 O dedi ki: "Eşyamızı yanında bulduğumuzdan başkasını tutuklamaktan Allah korusun. Çünkü öyle yaparsak zalimlerden oluruz."
ne zaman kiSo whenumudu kesincethey despairedondanof him(bir kenara) çekildilerthey secluded themselvesfısıldaşarak(in) private consultationdedi kiSaidbüyüklerithe eldest among thembilmiyor musunuz?Do notbilirsinizyou knowkithatbabanızyour fathermuhakkakhas takenaldıhas takensizdenupon youkesin söza promise(adına)byAllahAllahveand beforedaha önceand beforeişlediğinizthatkusurunuzyou failedhakkındaconcerningYusufYusufaslaSo neverayrılmayacağımwill I leavebu yerdenthe landkadaruntilizin verinceyepermitsbanamebabammy fatheryahutorhükmedinceyeAllah decidesAllahAllah decidesbenim içinfor meve Oand Heen iyisidir(is) the Besthükmedenlerin(of) the judges
🇹🇷 12:80 Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ümit kestiler, o zaman fısıldaşarak oradan uzaklaştılar. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına ahit aldığını ve daha önce Yusuf konusunda ettiğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda bir hüküm verinceye kadar ben artık burdan ayrılmam. Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
dönünReturnbabanızatobabanyour fatherdeyin kiand sayEy babamız'O our fatherşüphesizIndeedoğlunyour sonhırsızlık ettihas stolendeğilizand notbiz şahidwe testifydışındakineexceptşeyinof whatbildiğimizwe knewveAnd notbiz değilizwe weregaybınof the unseenmuhafızlarıguardians
🇹🇷 12:81 "Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki, oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz. Yoksa gaybın bekçileri değiliz."
(istersen) sorAnd askkentethe townbulunduğumuzwhereidikwe wereİçinde[in it]ve kervanaand the caravangeldiğimizwhichdöndükwe returnedİçinde[in it]ve bizAnd indeed, wedoğru söylüyoruzsurely (are) truthful.'
🇹🇷 12:82 "Hem orada bulunduğumuz şehir halkına, hem içinde bulunduğumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle doğru söylüyoruz."
dediHe saidherhaldeNaysüsledihave enticedsizeyounefislerinizyour soulsbir işisomethingartık sabretmek gerekso patiencegüzelce(is) beautifulbelki dePerhapsAllahAllahbana getirirwill bring them to meonu bana getireceksinizwill bring them to meonlarınwill bring them to mehepsiniallçünkü oIndeed, HeOHebilendir(is) the All-Knowerherşeyi hikmetle yapandırAll-Wise
🇹🇷 12:83 Babaları dedi ki: "Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."
ve yüzünü çevirdiAnd he turned awayonlardanfrom themve dediand saidEy kederimAlas, my griefüzerindekioverYusufYusufve ağardıAnd became whitegözlerihis eyeskederdenfromüzüntüthe griefOand he (was)yutkunuyordua suppressor
🇹🇷 12:84 Ve onlardan yüz çevirdi de: "Ey Yusuf'un ateşi, yetti artık, yetti!" dedi. Ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu.
dediler kiThey saidVallahiBy Allahsen hâlâyou will not ceaseanıyorsunrememberingYusuf'uYusufsonundauntilolacaksınyou becomehastafatally illyahutorolacaksınbecomehelak olanlardanofhelâk olanlarthose who perish
🇹🇷 12:85 Dediler ki: "Hâlâ Yusuf'u sayıklayıp duruyorsun. Allah'a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, tükenip helak olacaksın. Hayret doğrusu!"
dediHe saidşüphesiz benOnlyarz ederimI complainüzüntümü(of) my sufferingve tasamıand my griefyalnıztoAllah'aAllahve bilirimand I knowtarafındanfromAllahAllahşeyleriwhatsizin bilmediğiniznotbilirsinizyou know
🇹🇷 12:86 Dedi ki: "Ben hüznümü, kederimi ancak Allah'a şikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim."