☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ne zaman kiSo whenhazırlatırkenhe had furnished themonların yükleriniwith their supplieskoyduhe putsu tasınıthe drinking cupiçineinyükününthe bagkardeşinin(of) his brothersonraThenseslendicalled outbir tellalan announcerEyO youkervan(in) the caravanşüphesiz sizIndeed, youhırsızsınızsurely (are) thieves
🇹🇷 12:70 Sonra onların bütün hazırlıklarını görünce, su kabını kardeşinin yükünün içine koydu. Sonra bir tellal şöyle bağırdı: "Hey kervan! Siz hırsızsınız, hırsız!"
dediler kiThey saiddönerekturning towardsbunlarathemne?What (is it)kaybettinizyou miss
🇹🇷 12:71 Bunlara döndüler de dediler ki: "Ne arıyorsunuz?
dediler kiThey saidkaybettikWe are missingsu tasını(the) cupKralın(of) the kingkimseyeAnd for (one) whove getirenbringsonuityükü (mükafat) var(is) a loadbir deve(of) a camelve benand Ibunafor itkefilim(is) responsible
🇹🇷 12:72 Onlar da dediler ki: "Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu bulup getirene bir yük zahire var. Üstelik o tas bana zimmetlidir".
dedilerThey saidAllah'a and olsunBy Allahelbettecertainlysiz de bilmişsinizdir kiyou knowbiz gelmediknotgeldikwe camebozgunculuk yapmak içinthat we cause corruptionbu yereinyerthe landveand notdeğilizwe arehırsızthieves
🇹🇷 12:73 "Allah'a yemin ederiz ki," dediler, "Muhakkak siz de anlamışsınızdır ya, biz buraya fesat çıkarmak için gelmedik. Biz hırsız da değiliz."
dedilerThey saidnedir?Then whatcezası(will be the) recompense (of) iteğerifisenizyou areyalancıliars
🇹🇷 12:74 "Peki yalancı çıkarsanız onun (hırsızlık edenin) cezası nedir?" dediler.
dedilerThey saidcezasıIts recompensekimin(is that one) whobulunursait is foundyükündeinçuvalıhis bagişte othen heonun karşılığıdır(will be) his recompenseböyleceThusbiz cezalandırırız(do) we recompensehaksızlarıthe wrongdoers
🇹🇷 12:75 "Kimin yükünde çıkarsa, o kendisi onun cezasıdır. Biz zalimlere işte böyle ceza veririz."
(aramağa) başladıSo he beganonların yükleriniwith their bagsöncebeforeyükünden(the) bagkardeşinin(of) his brothersonrathen(tası) çıkardıhe brought it outyükündenfromyük çuvalı(the) bagkardeşinin(of) his brotherişte böyleThusbir çare öğrettik(did) We planYusuf'afor YusufidiHe could notgücü yetmezHe could notyoksa alamaztakekardeşinihis brothergörebydini(kanunu)nathe lawkralın(of) the kingdışındaexcepteğerthatdilemesiAllah willedAllah'ınAllah willedbiz yükseltirizWe raisederecelerle(in) degreeskimseyiwhomdilediğimizWe willve üstünde (vardır)but overhereverysahibininpossessorbilgi(of) knowledgedaha bir bilen(is) the All-Knower
🇹🇷 12:76 Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin eşyalarından önce onların eşyalarını aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünün içinden çıkardı. İşte Yusuf'a biz böyle bir oyun öğrettik. Melikin kanunlarına göre, kardeşini alıkoymasına imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.
dediler kiThey saideğerIfçaldıysahe steals elbettethen verilyçalmıştıstolekardeşi dea brotheronunof hisbundan öncebeforeöncebeforebunu sakladıBut Yusuf kept it secretYusufBut Yusuf kept it secretiçindewithinkendisihimselfaçmadıand (did) notonu açıklarlarreveal itonlarato themdediHe saidsizYoufena(are the) worsedurumdasınız(in) positionve Allahand Allahçok iyi biliyorknows best(içyüzünü)of whatanlattığınızınyou describe
🇹🇷 12:77 Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce bunun kardeşi de çalmıştı". O vakit Yusuf bunu içine attı, onlara hiç belli etmeden: "Siz çok fena bir mevkidesiniz, ne sıfat verdiğinizi Allah çok iyi biliyor" dedi.
dediler kiThey saidEyOvezirAzizşüphesizIndeedonun vardırhe hasbabasıa fatherbir ihtiyaroldbüyük[great]o yüzden also take(bizden) birimizione of usonun yerine(in) his placedoğrusu bizIndeed, weseni görüyoruz[we] see youiyilik edenlerdenofiyilik edenlerthe good-doers
🇹🇷 12:78 Dediler ki: "Ey vezir! Emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var. Onun için yerine birimizi al. Gerçekten de biz seni iyilik edenlerden görüyoruz."