ve uydumAnd I followdinine(the) religionatalarım(of) my forefathersİbrahim'inIbrahimve İshak'ınand Isaacve Ya'kub'unand Yaqub(hakkımız) yokturNotbizimwasbizim içinfor usortak koşmağathatortak koşarızwe associateAllah'awith Allahherhangi biranyşeyithingbuThatbir lutfudur(is) fromlütuf(the) GraceAllah'ın(of) Allahüzerimizeupon usve üzerineand uponinsanlarınthe mankindamabutçoğumostinsanların(of) the menşükretmezler(are) notşükredengrateful
🇹🇷 12:38 "Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lutfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezler."
Ey benim arkadaşlarımO my two companionszindan(of) the prisontanrılar mı?Are lordsçeşitliseparatedaha hayırlıdırbetteryoksaorAllah (mı?)Allahtekthe Onekahhar olanthe Irresistible
🇹🇷 12:39 "Ey benim zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı birçok tanrılar mı daha hayırlı, yoksa herşeye hakim ve galip olan bir tek Allah mı?"
siz tapmıyorsunuzNotibadet edersinizyou worshipo'nu bırakıpbesides HimO'ndan başkabesides Himbaşkasınabut(boş) isimlerdennamesisimlendirdiğiwhich you have named themsizinyouve atalarınızınand your forefathersindirmemiştirnotindirdi(has) sent downAllahAllahonlar hakkındafor ithiçbiranydelilauthorityyokturNot(hiçbir) Hüküm(is) the commanddışındabutAllah'ınfor AllahO emretmiştirHe has commandedtapmamanızıthat notibadet edersinizyou worshipbaşkasınabutkendisindenHim Aloneişte budurThatdin(is) the religiondoğruthe rightamabutçoğumostinsanların[the] menbilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 12:40 "Sizin Allah'ı bırakıp da o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için Allah hiçbir delil indirmiş değildir. Hüküm ancak Allah'a aittir: O, size, kendisinden başkasına tapmamanızı emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."
Ey arkadaşlarımO my two companionszindan(of) the prisonikinizden birinizAs forsizden birione of youyine sunacakhe will give drinkefendisine(to) his masterşarapwinediğeri iseand as fordiğerithe otherasılacakhe will be crucifiedyiyecekand will eatkuşlarthe birdsonun başındanfrombaşıhis headkesinleşmiştirHas been decreedişthe matterhakkındaabout whichhakkındaabout whichsorduğunuzyou both inquire
🇹🇷 12:41 "Ey benim zindan arkadaşlarım! Biriniz efendisine yine şarap sunacak. Diğeri de asılacak, kuşlar başından yiyecekler. İşte öğrenmek istediğiniz iş böylece halloldu."
ve dedi kiAnd he saidkişiyeto the one whomsandığıhe thoughtonunthat hekurtulacağını(would be) savedo iki kişidenof both of thembeni anMention meyanındatoefendin(kralın)ınyour masterfakat ona unutturduBut made him forgetşeytanthe Shaitaansöylemeyi(the) mentionefendisine(to) his master(böylece) kaldıso he remainedzindandainzindanthe prisonbirkaçseveralyılyears
🇹🇷 12:42 Yusuf, hapisten kurtulacağına inandığı o ikiden birine dedi ki: "Beni efendinin yanında an". (Benden söz et ki, beni kurtarsın). Fakat Şeytan, ona, efendisinin yanında anmayı unutturdu. Bu yüzden Yusuf, daha yıllarca zindanda kaldı.
ve dedi kiAnd saidKralthe kingşüphesiz benIndeed, I(düşümde) görüyorum[I] have seenyediseveninekcowssemizfatbunları yiyoreating themyedisevenzayıf ineklean onesve yediand sevenbaşakears (of corn)yeşilgreenve diğerleri deand otherskurudryEyOefendilerchiefsbana anlatınExplain to mebu rü'yamıaboutrüyammy visioneğerifsizyou canrü'yaof visionsta'bir ediyorsanızinterpret
🇹🇷 12:43 Bir gün melik (hükümdar) dedi ki: "Ben rüyamda yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Siz rüya tabir edebiliyorsanız benim bu rüyamın tabirini bana bildirin."
Mahmoud Khalil Al-Husary