☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
dedi kiHe saidey kavmimO my peopleNe dersiniz?Do you seeeğerifben isemI amüzereonapaçık bir belgea clear proofRabbimdenfromRabbimmy Lordve O bana vermişseand He has given mekendindenfrom Himbir rahmeta Mercykimthen whobana yardım edebilir?(can) help mekarşıagainstAllah'aAllaheğerifO'na isyan edersemI (were to) disobey HimolmazSo notbana bir katkınızyou would increase mebaşkabutkaybımı artırmaktan(in) loss
🇹🇷 11:63 Salih dedi: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden açık bir mucize üzerinde isem ve o bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise, ben Allah'a isyan ettiğim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz."
ve Ey kavmimAnd O my peopleşuThisdişi devesishe-camelAllah'ın(of) Allahsizin için(is) for youbir mucizedira Signonu bırakınso leave herotlasınto eattoprağındainyeryüzüthe earthAllah'ın(of) Allahona dokundurmayınand (do) notona dokunmayıntouch herbir kötülükwith harmyoksa sizi yakalarlest will seize youbir azapa punishmentyakınimpending
🇹🇷 11:64 "Ey kavmim! İşte şu, Allah'ın dişi devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu Allah'ın yer yüzünde (otlaklarında) otlasın. Ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azap yakalar."
yine de onu kestilerBut they hamstrung her(bunun üzerine) dedi kiSo he saidyaşayınEnjoy (yourselves)yurdunuzdainyurtlarınızyour home(s)üç(for) threegündaysişte buThatbir vaaddir(is) a promiseyalanlanmayacaknotyalanlanmak(to) be belied
🇹🇷 11:65 Derken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İşte bu, yalan çıkmayacak olan kesin bir vaaddir."
nihayetSo whengelincecameemrimizOur commandkurtardıkWe savedSalih'iSalihve kimseleriand those whoiman eden(leri)believedberaberindekiwith himbir rahmetleby a Mercybizdenfrom Usveand fromaşağılığından(the) disgraceo günün(of) that Daymuhakkak kiIndeedsenin Rabbinyour LordOHegüçlüdür(is) All-Strongmutlak üstündürAll-Mighty
🇹🇷 11:66 Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üstelik o günün perişanlığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçlüdür, mutlak üstündür.
ve aldıAnd seizedkimselerithose whozulmeden(leri)wrongedkorkunç bir çığlıkthe thunderous blastve kaldılarthen they becameyurtlarındainyurtlarıtheir homesdizüstü çöküpfallen prone
🇹🇷 11:67 O zalimleri, korkunç bir gürültü yakalayıverdi de oldukları yerde çöküp kaldılar.
sankiAs ifhiç yaşamamışlardınotkurtuluşa erdilerthey (had) prosperedoradathereiniyi bilin kiNo doubtşüphesizindeedSemud (halkı)Thamudinkar ettilerdisbelievedRabblerini(in) their Lorddikkat edinsouzak olsunawaySemud halkıwith Thamud
🇹🇷 11:68 Sanki orada güzel güzel yaşayıp durmamışlardı. Bak işte Semud, gerçekten de Rablerine küfretmişlerdi. Bak işte nasıl yok olup gittiler.
ve andolsunAnd certainlygeldilercameelçilerimizOur messengersİbrahim'e(to) Ibrahimmüjdeylewith glad tidingsdedilerthey saidSelamPeace(O da) dediHe saidSelamPeaceve hemenand not he delayedve gecikmediand not he delayedgetirditogetirinbringbir buzağıa calfkızartılmışroasted
🇹🇷 11:69 Andolsun ki, İbrahim'e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve "selâm" dediler, o da "selâm" dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi.
ne zaman kiBut whengörüncehe sawellerinintheir handsuzanmadığınınotulaşanreachingonato itonlardan hoşlanmadıhe felt unfamiliar of themve içine düştüand felt apprehensiononlardan dolayıfrom thembir korku[a fear]dediler kiThey saidkorkma(Do) notkorkarlarfearbizIndeed, wegönderildik[we] have been sentkavminetoinsanlar(the) peopleLut(of) Lut
🇹🇷 11:70 Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da "Korkma, biz Lut'un kavmine gönderildik." dediler.
ve karısı daAnd his wifeayaktaydı(was) standingve bunun üzerine güldüand she laughedbiz de ona müjdeledikThen We gave her glad tidingsİshak'ıof Isaacveand afterardındanand afterİshak'ınIsaacYa'kub'u(of) Yaqub
🇹🇷 11:71 İbrahim'in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona İshak'ı ve İshak'ın arkasından da Ya'kub'u müjdeledik.