☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve şayetAnd ifşüphesizthatherfor everynefissoulzulmeden(that) wrongedne varsawhateveryeryüzünde(is) inyeryüzüthe earthfidye olarak verirdiit (would) seek to ransomonuwith itve açığa vururlarand they (will) confidepişmanlıklarınıthe regretzamanwhengördüklerithey seeazabıthe punishmentve hüküm verilirBut will be judgedaralarındabetween themadaletlein justiceve onlarand theyhaksızlığa uğratılmazlar(will) nothaksızlığa uğratılır(be) wronged
🇹🇷 10:54 Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.
iyi bilin kiNo doubtşüphesizindeedAllah'ındırfor Allaholanların tümü(is) whatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve yerdeand the earthİyi bilin kiNo doubtşüphesizindeedvaadettiği(the) Promise of AllahAllah'ın(the) Promise of Allahgerçektir(is) trueancakButonların çoğumost of thembilmiyorlar(do) notbilirlerknow
🇹🇷 10:55 Haberiniz olsun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Açın gözünüzü, Allah'ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir. Lâkin onların çoğu bunu bilmezler.
OHediriltirgives lifeve öldürürand causes deathve O'naand to Himdöndürülürsünüzyou will be returned
🇹🇷 10:56 O, hem can veren, hem can alandır. Ve hepiniz O'na döndürülüp götürüleceksiniz.
EyO mankindinsanlarO mankindmuhakkakVerilysize gelmiştirhas come to youbir öğütan instructionRabbinizdenfromRabbinyour Lordve bir şifaand a healingolanlar içinfor whatgönüllerde(is) ingöğüslerinizyour breastsve bir hidayetand guidanceve rahmetand mercymü'minler içinfor the believers
🇹🇷 10:57 Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi.
de kiSaylütfuylaIn the BountyAllah'ın(of) Allahve rahmetiyleand in His Mercyişte bununlaso in thatsevinsinlerlet them rejoicebuIthayırlıdır(is) betterşeylerdenthan whatbiriktirdiklerithey accumulate
🇹🇷 10:58 De ki, "Allah'ın ihsanıyla ve rahmetiyle, yalnızca bunlarla sevinç duysunlar. Bu, onların biriktirip durduklarından daha hayırlıdır."
de kiSaygörmüyor musunuz?Have you seenindirdiğiniwhatindirildi(has been) sent downAllah'ın(by) Allahsizefor yourızıktanofrızık(the) provisionve sizin kıldığınızıand you have madeondanof it(bir kısmını) haramunlawful(bir kısmını) helaland lawfulde kiSayAllah mı?Has Allahizin verdipermittedsize[to] youyoksaorkarşıaboutAllah'aAllahiftira (mı) ediyorsunuzyou invent (lies)
🇹🇷 10:59 De ki, "Baksanıza, Allah sizin için nice rızıklar indirdi, siz onlardan bir kısmını haram, bir kısmını helâl yaptınız". De ki, "Size Allah mı izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
ve nedir?And whatzanları(will be the) assumptionkimselerin(of) those whouyduranlarıninventkarşıagainstAllah'aAllahyalanthe liegünü (hakkında)(on) the Daykıyamet(of) the JudgmentşüphesizIndeedAllahAllahsahibidir(is) surely Full (of) Bountylütuf(is) surely Full (of) Bountykarşıtoinsanlarathe mankindve ancakbutonların çoğumost of themşükretmezler(are) notşükredengrateful
🇹🇷 10:60 Allah'a yalanı iftira edenler kıyamet gününü ne sanıyorlar? Allah, insanlara çok ihsanda bulunmuştur, lâkin insanların çoğu şükretmezler.
ve neAnd notolsanızyou aredurumda[in]hiçbir durumany situationve neand notokusanızyou reciteonun hakkındaof itKur'andanfromKur'an(the) Quranne neand notyapsanızyou doyapılacaklardananyameldeedancakexceptbizWe aresizin üzerinizeover youşahidizwitnesseszamanwhensiz daldığınızyou are engagedonain itdeğildirAnd notgizliescapesRabbindenfromRabbinyour Lord(bir şey)ofağırlığınca(the) weightzerre(of) an atomyerdeinyeryüzüthe earthne deand notgökteingöklerthe heavensne deand notdaha küçüğüsmallerbundanthanşuthatve ne deand notdaha büyüğügreaterancakbutkitaptadır(is) inbir kitapa Recordapaçıkclear
🇹🇷 10:61 Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.