nasılHowolabilircan (there) beortak koşanlarınfor the polytheistsandlaşmasıa covenantyanındawithAllah'ınAllahve yanındaand withElçisininHis Messengerancak hariçtirexceptkimselerthose (with) whomandlaştıklarınızyou made a covenantyanındanearMescid-iAl-MasjidHaramAl-Haraamonlar dürüst davrandıkçaSo long asdosdoğru olurlarthey are uprightsizeto yousiz de dürüst davranınthen you be uprightonlarato themçünküIndeedAllahAllahseverloveskorunanlarıthe righteous
🇹🇷 9:7 O müşriklerin Allah katında ve Resulü katında herhangi bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescidi Haram yanında antlaşma yaptıklarınız var ki, bunlar size karşı doğru durdukça siz de onlara doğru olun. Allah (hainlikten) sakınanları elbette sever.
nasıl?Howeğerwhile, ifonlar galib gelselerdithey gain dominancesizeover younethey do not regard (the ties)gözetirlerdithey do not regard (the ties)sizin hakkınızdawith youbir yakınlık(of) kinshipne deand notbir andlaşmacovenant of protectionsizi razı ederlerThey satisfy youağızlarıylawith their mouthsfakat (sizi) istemezbut refusekalbleritheir heartsve çokları daand most of themyoldan çıkmışlardır(are) defiantly disobedient
🇹🇷 9:8 Onlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlar.
sattılar;They exchangeayetlerini[with] the Verses of AllahAllah'ın[with] the Verses of Allahbir paraya(for) a little priceazıcık(for) a little priceengel oldularand they hinder (people)O'nun yolundanfromO'nun yoluHis waygerçektenIndeedne kötüdürevilşeyler(is) whatolduklarıthey used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 9:9 Allah'ın âyetlerini az bir çıkara değiştirdiler de Allah yolundan engellediler. Gerçekten de bunlar ne fena şeyler yapageldiler.
ne gözetirlerNot(bağları) gözetirlerthey respect (the ties)karşıtowardsbir mü'minea believerbir yakınlık(of) kinshipne deand notbir andlaşmacovenant of protectionve işteAnd thoseonlardır[they]saldırganlar(are) the transgressors
🇹🇷 9:10 Bir mümin hakkında ne bir yemin gözetirler, ne de bir antlaşma. Bunlar işte böyle haddi aşan kimselerdir.
eğerBut iftevbe ederlersethey repentve kılarlarsaand establishnamazıthe prayerve verirlerseand givezekatıthe zakahsizin kardeşlerinizdirlerthen (they are) your brothersdindeindin[the] religionve uzun uzun açıklıyoruzAnd We explain in detailayetlerithe Versesbir kavmefor a peoplebilen(who) know
🇹🇷 9:11 Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız.
ve eğerAnd ifbozarlarsathey breakandlarınıtheir oathssonraaftersonraafterandlaşma yaptıktantheir treatyve dil uzatırlarsaand defamedininize[in]dininizyour religionsavaşınthen fightönderleriylethe leadersküfrün(of) [the] disbeliefçünküindeed, they yokturnoandlarıoathsonlarınfor thembelkiso that they mayvazgeçerlercease
🇹🇷 9:12 Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerler.
savaşmayacak mısınız?Will notsavaşırsınızyou fightbir kavimlea peoplebozanwho brokeandlarınıtheir oathsve yeltenenand determinedçıkarmağato drive outElçiyithe Messengerve kendileriand theysiz(inle savaş)a başlamış olanbegan (to attack) youilkfirstkeztimeyoksa onlardan korkuyor musunuz?Do you fear themAllah'tırBut Allahen layık olan(has) more rightkendisinden korkmanızathatO'ndan korkmanızyou should fear Himeğerifisenizyou aregerçekten inananlarbelievers
🇹🇷 9:13 Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üstelik ilk önce size saldırmaya başlayanlara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce Allah'dan korkmalısınız.
Mahmoud Khalil Al-Husary