dediler kiAnd they saybunlarThesehayvanlardır(are) cattleve ekinlerdirand cropsdokunulmazforbiddenyiyemezno (one)onları yiyebilircan eat thembaşkasıexceptkimsedenwhombizim dilediğimizwe willzanlarıncaby their claimve hayvanlarAnd cattleyasaklanmışforbiddensırtı(na binilmesi)(are) their backsve hayvanlarand cattleanılmayannotanarlarthey mentionadı(the) nameAllah'ın(of) Allahüzerlerineon itiftira ederek(as) an inventionO'na (Allah'a)against Himonları cezalandıracaktırHe will recompense themnedeniylefor whatiftira etmelerithey used touydururlarinvent
🇹🇷 6:138 Zanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.
ve dediler kiAnd they sayolanlarWhatkarınlarında(is) inrahimler(the) wombsbu(of) thesehayvanlarıncattleyalnız(is) exclusivelyerkeklerimize aittirfor our malesve haramdırand forbiddenüzerineonkadınlarımızour spousesve eğerBut ifolursaisölü(born) deado zaman hepsithen they (all)ondain itortaktır(are) partnerscezalarını verecektirHe will recompense thembu nitelendirmelerinin(for) their attributionçünkü OIndeed, Hehüküm ve hikmet sahibidir(is) All-WisebilendirAll-Knowing
🇹🇷 6:139 Dediler ki: "Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır". Eğer ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
muhakkakCertainlyziyana uğrarlar(are) lostkimselerthose whoöldüren(ler)killedçocuklarınıtheir childrenbeyinsizce(in) foolishnessbilgisizlik yüzündenwithoutbilgiknowledgeve haram kılanlarand forbidkendilerine verdiği rızkıwhatonlara rızık verildi(bas been) provided (to) themAllah'ın(by) Allah iftira ederekinventing (lies)karşıagainstAllah'aAllahmuhakkakCertainlysapmışlardırthey have gone astrayve değillerdirand notonlarthey areyola geliciguided-ones
🇹🇷 6:140 Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir.
ve O'durAnd Heki(is) the One Whoyaratanproducedbahçelerigardensçardaklıtrellisedveand other thançardaksıztrellisedhurma(ları)and the date-palmve ekin(ler)iand the cropsçeşit çeşitdiverseürünleri(are) its tasteve zeytinleriand the olivesve narlarıand the pomegranatesbirbirine benzersimilarve benzemezand other thanbenzersimilaryeyinEatmeyvasındanofmeyvesiits fruitzamanwhenmeyva verdiğiit bears fruitve verinand givehakkını (sadakasını)its duegünü(on the) dayhasat(of) its harvestve aslaAnd (do) notisraf etmeyin(be) extravagantçünkü OIndeed, Hesevmez(does) notseverlerloveisraf edenlerithe ones who are extravagant
🇹🇷 6:141 Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; amaisraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.
hayvanlardanAnd ofdavarlarthe cattle(kimi) yük taşır(are some for) burden(kiminin) tüyünden sergi yapılırand (some for) meatyeyinEatsize verdiği rızıktanof whatsize rızık verildi(has been) provided (to) youAllah'ın(by) Allahizlemeyinand (do) notuyarlarfollowadımlarını(the) footstepsşeytanın(of) Shaitaanzira oIndeed, hesizin için(is) to youbir düşmandıran enemyapaçıkopen
🇹🇷 6:142 Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Mahmoud Khalil Al-Husary