tanıyamadılarAnd nottakdir ettilerthey appraisedAllah'ıAllahhakkıyla(with) trueO'nun kadrini[of his] appraisalzirawhendedilerthey saidindirmediNotindirdirevealedAllah(by) Allahüzerineoninsana human beingbir şey[of]hiçbir şeyanythingde kiSaykimWhoindirdirevealedKitabıthe Booko kiwhichgetirdibroughtonu[it]MusaMusanur olarak(as) a lightve yol gösterici olarakand guidanceinsanlarafor the peoplesiz onu haline getiripYou make itparça parça kağıtlar(into) parchmentsgösteriyorsunuzyou disclose (some of) itve gizliyorsunuzand you concealçoğunu damuch (of it)ve size öğretildiğiAnd you were taughtşeylerinwhatbilmediğinotbildiknewne sizinyoune de babalarınızınand notatalarınızyour forefathersde kiSayAlahAllah (revealed it)sonraThenbırak onlarıleave themdaldıkları bataklıktainkonuşmalarıtheir discourse oynayadursunlarplaying
🇹🇷 6:91 Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.
bu daAnd thisbir Kitaptır(is) a BookindirdiğimizWe have revealed itmubarekblesseddoğrulayıcıconfirmingarasındakiniwhichönce geldi(came) beforeelleriits handsve uyarman içinso that you may warnanası(the) motherşehirlerin(of) the citieskimseleriand whoçevresindeki(are) around itve kimselerAnd those whoinananU(lar)believeahiretein the Hereafterinanırlar;they believebunain itve onlarand theynamazlarınaovernamazlarıtheir prayersdevam ederler(are) guarding
🇹🇷 6:92 Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.
kim olabilir?And whodaha zalim(is) more unjustkimsedenthan (one) whouyduraninventskarşıaboutAllah'aAllahyalana lieya daordiyendensaidvahyolunduIt has been inspiredbanato mevahyedilmemiş ikenwhile notvahyedildiit was inspiredkendisineto himbir şeyanythingve kimsedenand (one) whodiyensaidben de indireceğimI will revealgibilikeşeywhatindirdiği(has been) revealedAllah'ın(by) AllaheğerAnd ifbir görsenyou (could) seezalimleriwhenzalimlerthe wrongdoersiçinde(are) indalgalarıagoniesölüm(of) [the] deathve meleklerwhile the Angelsuzatmış(are) stretching outellerinitheir hands (saying)haydi çıkarınDischargecanlarınızıyour soulsbugünTodaycezalandırılacaksınızyou will be recompensedazabıyla(with) punishmentalçaklıkhumiliatingdolayıbecauseolmanızdanyou used tosöylüyorsaykarşıagainstAllah'aAllaholmayanıother thangerçekthe truthveand you wereO'nun ayetlerine karşıtowardsO'nun ayetleriHis Versesbüyüklük taslamanızdanbeing arrogant
🇹🇷 6:93 Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı halde: "bana vahyedildi" diyen ve: "Allah'ın indirdiği gibi bir kitap da ben indireceğim" diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve: " Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah'a karşı haksız şeyler söylediğinizden ve O'nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız" derler.
ve andolsunAnd certainlyyine bize geldinizyou have come to Ustek olarakalonegibiassizi yarattığımızWe created youilk(the) firstkeztimeve bıraktınızand you have leftşeyleriwhateversizi hayaline daldırdığımızWe bestowed (on) youarkasındabehindsırtlarınızyour backsve görmüyoruzAnd notgörürüzWe seeyanınızdawith youşefaatçileriniziyour intercessorskimselerithose whomsandığınızyou claimedonlarınthat they (were)içinizdenin your (matters)ortak olduklarınıpartners (with Allah)andolsunIndeed(bağlar) kesilmişhave been severed (bonds)aranızdakibetween youve kaybolup gitmiştirand is lostsizdenfrom youşeylerwhatsandığınızyou used toiddia ederlerclaim
🇹🇷 6:94 Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir.
Mahmoud Khalil Al-Husary