☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
ve yokturAnd notüzerine(is) onkimselerthose whokorunanlarfear (Allah)onların hesabındanofhesaplarıtheir accountbir[of]şey (sorumluluk)anythingamabutbir hatırlatmak lazımdır(for) reminderbelkiso that they maykorunurlar diyefear (Allah)
🇹🇷 6:69 Allah'tan korkanlara o zalimlerin hesabından bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatırlatmadır. Gerekir ki sakınırlar.
ve bırakAnd leavekimselerithose whoyerine koyan(ları)takedinlerinitheir religionoyun(as) a playve eğlenceand amusementve aldattığı kimseleriand deluded themhayatınınthe lifedünya(of) the worldve öğüt verBut remindo (Kur'an) ilewith itdiyelesthelake gideris given up to destructionbir kişia souldolayıfor whatkazandığındanit (has) earnedolmaznotonun(is) for itbaşkafrombaşkabesidesAllah'tanAllahne bir dostuany protectorne deand notbir yardımcısıany intercessorve eğerAnd ifverseit offers ransom her türlüeveryfidyeyiransomkabul edilmeznotalınır mıwill it be takenondanfrom itişte onlarThosekimselerdir(are) ones whohelake uğrayan(lardır)are given to destructiondolayıfor whatkazandıklarındanthey earnedonlar için vardırFor thembir içki(will be) a drinkkaynar sudanofkaynar suboiling waterve bir azaband a punishmentacıklıpainfuldolayıbecauseolduklarındanthey used toinkar ediyordisbelieve
🇹🇷 6:70 Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır.
de kiSaymi yalvaralım?Shall we callbaşkafrombaşkabesidesAllah'tanAllahşeylerewhatbize yarar vermeyennotbize fayda verirbenefits usve zarar vermeyenand notbize zarar verirharms usve döndürülüpand we turn backüzerindeonökçelerimizour heelssonraafterbizi doğru yola ilettikten[when]bize hidayet etti(has) guided usAllahAllahgibi mi?Like the oneayartarakwhom (has been) enticedşeytanların(by) the Shaitaançölde bıraktıklarıinyeryüzüthe earthşaşkın bir haldeconfusedkimsehe hasarkadaşlarının isecompanionsçağırdıklarıwho call himdoğru yolatowardshidayetthe guidanceBize gel! diye'Come to us.'de kiSaymuhakkakIndeedyol gösterme(the) GuidanceAllah'ın(of) Allahancakityol göstermesidir(is) the Guidanceve bize emredilmiştirand we have been commandedteslim olmamızthat we submitRabbineto (the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 6:71 De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolundu".
ve ayrıcaAnd tokılınestablishnamazıthe prayerve O'ndan korkunand fear HimO'durAnd Heo kimse ki(is) the Onehuzurunato Himvarıp toplanacağınızyou will be gathered
🇹🇷 6:72 Bize: "Namazı dosdoğru kılın, Allah'a karşı gelmekten sakının" (diye emredildi), toplanacağınız yer O'nun huzurudur.
O'durAnd (it is) Heo kiWhoyarattıcreatedgöklerithe heavensve yeriand the earthhak (ve hikmet) ilein truthve günAnd (the) DaydediğiHe saysOl!Beoluverirand it issözüHis wordhaktır(is) the truthO'nundurAnd for Himmülk(is) the Dominiongün(on the) Dayüfleneceğiwill be blownSur'ainsûrthe trumpetbilendir(He is) All-Knowergizliyi(of) the unseenve açığıand the seenOAnd Hehükümdardır(is) the All-Wiseherşeyi haber alandırthe All-Aware
🇹🇷 6:73 Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye "ol" dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. "Sûr"a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardır.