hayırNaygöründübecame manifestonlarafor themolduklarıwhatidilerthey used togizlemekteconcealdaha öncefromöncebeforeeğerAnd ifgeri gönderilselerdithey were sent backyine dönerlerdicertainly they (would) returnşeyeto whatmen'olunduklarıthey were forbiddenkendindenfrom itçünkü onlarand indeed theyyalancılardırcertainly are liars
🇹🇷 6:28 Hayır, daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa geri çevrilselerdi yine menedildikleri şeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar.
dediler kiAnd they saidonlarNotodurit (is)başka yokturexcepthayatımızdanour lifedünya(of) the worldve değilizand notbizwediriltilecek(will be) resurrected
🇹🇷 6:29 Dediler ki: " Dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur, biz diriltilecek değiliz".
ve eğerAnd if(onları) bir görsenyou (could) seeikenwhendurdurulmuşthey will be made to standhuzurundabeforeRablerinintheir LorddediHe (will) saydeğil miymiş?Is notbuthisgerçekthe truthdediler kiThey will sayevet gerçektirYesRabbimiz hakkı içinby our LorddediHe (will) sayöyle ise tadınSo tasteazabıthe punishmentdolayıbecauseettiğinizdenyou used toinkardisbelieve
🇹🇷 6:30 Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: "Bu, bir gerçek değil midir?". Onlar da: "Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir" derler. Rableri de onlara: "Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!" der.
gerçektenIndeedziyana uğradı(lar)incurred losskimselerthose whoyalanlayan(lar)deniedhuzuruna çıkmayıin (the) meetingAllah'ın(with) Allahnihayetuntilzamanwhenkendilerine geldiğicame to themo sa'atthe Houransızınsuddenlydedilerthey saidah! vah bizeOh! Our regretdolayıoverkusurlarımızdanwhatihmal ettikwe neglectedoradaconcerning itve onlarwhile theyyükleneceklerwill beargünahlarınıtheir burdenssırtlarınaonsırtlarıtheir backsbakınUnquestionablyne kötüEvilşeyler(is) whatyüklenip taşıyorlarthey bear
🇹🇷 6:31 Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: "Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!" Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür!
ve değildirAnd nothayatı(is) the lifedünya(of) the worldbaşka bir şeyexceptbir oyundana playve eğlencedenand amusementve yurdubut the homeahiret(of) the Hereafterdaha iyidir(is) bestkimseler içinfor those whokorunan(lar)(are) God consciousdüşünmüyor musunuz?Then notakıl etmez misiniz(will) you reason
🇹🇷 6:32 Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?
muhakkakIndeedbiliyoruzWe knowşüphesizthat itseni üzüyorgrieves youşeylerwhatonların dediklerithey saygerçekte onlarAnd indeed, theyseni yalanlamıyorlar(do) notseni yalanlarlardeny youfakatbuto zalimlerthe wrongdoers ayetlerinithe VersesAllah'ın(of) Allahyalanlıyorlarthey reject
🇹🇷 6:33 Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlar, fakat, o zalimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
ve andolsunAnd surelyyalanlanmıştıwere rejectedelçilerMessengerssenden önce defromsenden öncebefore yousabrettilerbut they were patientkarşıoveryalanlanmalarınawhatyalanlandılarthey were rejectedve eziyet edilmelerineand they were harmednihayetuntilonlara yetişticame to themyardımımızOur helpyokturAnd nodeğiştirebilecekone (can) alterkelimelerini(the) wordsAllah'ın(of) Allahandolsunand surelysana da gelmiştirhas come to youhaberindenofhaber(the) newselçilerin(of) the Messengers
🇹🇷 6:34 Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.
ve eğerAnd ifağır geldiyseiszordifficultsanafor youonların yüz çevirmesitheir aversionhaydithen ifyapabilirsenyou are ableara kitoararlarseekbir delika tunneliçineinyerinthe earthya daorbir merdivena laddergöğeintogökthe skyonlara getiresinso that you bring to thembir mu'cizea SignşayetBut ifdileseydi(had) willedAllahAllahelbette onları toplardısurely He (would) have gathered themüzerindeonhidayetthe guidanceo halde olmaSo (do) notolbecahillerdenofcahillerthe ignorant
🇹🇷 6:35 Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!
Mahmoud Khalil Al-Husary