☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believezamanWhendur(mak iste)diğinizyou stand upnamazafornamazthe prayeryıkayınthen washyüzleriniziyour facesve elleriniziand your handskadartilldirseklerethe elbowsve meshedinand wipebaşlarınızıyour headsve ayaklarınızıand your feetkadartilltopuklarathe anklesve eğerBut ifisenizyou arecünüp(in) a state of ceremonial impuritytam temizleninthen purify yourselveseğerBut ifisenizyou arehastaillyahutorüzerindeonseyahata journeyyahutorgelmişsehas comebirinizanyonesizdenof youtuvalettenfromtuvaletthe toiletya daordokunmuşsahas (had) contactkadınlara(with) the womenveand notbulamamışsanızyou findsuwaterteyemmüm edinthen do tayyammumtoprağa(with) earthtemizcleanve sürünthen wipeyüzlerinizeyour facesve ellerinizeand your handsondanwith itistemiyorDoes notisterlerintendAllahAllahçıkarmakto makesizefor youhiçbiranygüçlükdifficultyfakatbutistiyorHe intendssizi temizlemekto purify youve tamamlamakand to completeni'metiniHis Favorsize olanupon youumulur kiso that you mayşükredersiniz(be) grateful
🇹🇷 5:6 Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.
ve hatırlayınAnd rememberni'metini(the) FavorAllah'ın(of) Allahsize olanupon youve sözünüand His covenantöyle kiwhichverdinizHe bound youO'nawith [it]haniwhendemiştinizyou saidişittikWe heardve ita'at ettikand we obeyedkorkunand fearAllah'tanAllahşüphesizIndeedAllahAllahbilir(is) All-Knowerözünüof whatgöğüslerin(is in) the breasts
🇹🇷 5:7 Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believeolunBe(hakkı) ayakta tutansteadfastAllah içinfor Allahşahidlik edenler(as) witnessesadaletlein justicesizi saptırmasınand let notseni alıkoyarprevent youduyduğunuz kinhatredbir topluluğa(of) a peoplekarşı[upon]adalettenthat notadil olursunuzyou do justiceadil davranınBe justbuitdaha yakındır(is) nearertakvayato [the] pietykorkunAnd fearAllah'tanAllahkuşkusuzindeedAllahAllahhaber almaktadır(is) All-Awareşeyleriof whatyaptıklarınızyou do
🇹🇷 5:8 Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
va'detmiştirHas promisedAllahAllahkimselerethose whoinanan(lara)believeve yapanlaraand doiyi işlerthe righteous deeds onlarındırfor thembağışlama(is) forgivenessve mükafatand a rewardbüyükgreat
🇹🇷 5:9 Allah, iman edenlere ve salih amel işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.