☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
şüphesizIndeedinananlarthose whoiman ettibelievedve yahudilerand those whoYahudi oldularbecame Jewsve hıristiyanlarand the Christiansve sabiilerand the Sabians kimwhoinanırsabelievedAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiret[the] Lastve yaparsaand didiyi işlerrighteous deedsonlar için vardırso for themmükafatlarıtheir rewardkatında(is) withrablerinintheir Lordve yokturand nokorkufearonlaraon themve yokturand notonlaratheyhüzünwill grieve
🇹🇷 2:62 Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir.
haniAnd whenalmıştıkWe tooksizin sözünüzüyour covenantve kaldırmıştıkand We raisedüzerinizeover youdağıthe mounttutunHoldşeyiwhatsize verdiğimizWe have given youkuvvetlewith strengthve hatırlayınand rememberşeyiwhatiçinde olan(is) in itbelki de sizperhaps youkorunursunuz(would become) righteous
🇹🇷 2:63 Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz.
sonraThendönmüştünüzyou turned awayardındanfromsonraafterbununthateğer olmasaydıSo if notiyiliği(for the) GraceAllah'ın(of) Allahsizeupon youve merhametiand His Mercyelbette olurdunuzsurely you would have beenziyana uğrayanlardanofhüsrana uğrayanlarthe losers
🇹🇷 2:64 Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuz.
ve elbetteAnd indeedbilmişsinizdiryou knewhaddi aşanlarıthose whohaddi aştılartransgressediçinizdenamong youcumartesi günündeincumartesi (yasağı)the (matter of) Sabbathişte dedik kiSo We saidonlarato themolunBemaymunlarapesaşağılıkdespised
🇹🇷 2:65 İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedik.
ve bunu yaptıkSo We made itibretlik bir cezaa deterrent punishmentşey içinfor thosearasındaki (önündeki)(in) frontonların iki eli(of) themve şey (için)and thoseardından gelenafter themve bir öğütand an admonitionmüttakiler içinfor those who fear (Allah)
🇹🇷 2:66 Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.
haniAnd whendemiştisaidMusaMusakavmineto his peopleşüphesizIndeedAllahAllahsize emrediyorcommands youkesmenizithatkesersinizyou slaughterbir ineka cowdedilerThey saidbizimle ediyor musun?Do you take usalay(in) ridiculedediHe saidsığınırımI seek refugeAllah'ain AllaholmaktanthatolayımI becahillerdenamongcahillerthe ignorant
🇹🇷 2:67 Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki Allah, size bir bakara (sığır) boğazlamanızı emrediyor. Onlar da "ayol sen bizimle eğleniyor, alay mı ediyorsun?" dediler. Musa da: "Böyle cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım." dedi.
dedilerThey saiddu'a etPraybizim içinfor usRabbine(to) your Lordaçıklasınto make clearbizeto usne olduğunuwhatonunit (is)dedi kiHe saidşüphesiz OIndeed, Hediyor kisaysgerçekten o[Indeed] itbir inektir(is) a cowolmayannotyaşlıoldve olmayanand notkörpeyoungorta yaşlımiddle agedarasındabetweenbununthathaydi yapınso doşeyiwhatsize emredilenyou are commanded
🇹🇷 2:68 Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız." dedi.
dediler kiThey saiddu'a etPraybizim içinfor usRabbine(to) your Lordaçıklasınto make clearbizeto usnedirwhatonun rengi(is) its colordedi kiHe saidşüphesiz OIndeed, Hediyorsaysgerçekten o'[Indeed] it isbir inektira cowsarı rengindeyellowparlakbrightonun rengi(in) its colorsevinç verirpleasingbakanlara(to) those who see (it).'
🇹🇷 2:69 Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dedi.