☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
EyO youkimselerwhoinanan(lar)believeeğerIfita'at edersenizyou obeykimselerethose whoinkar eden(lere)disbelievesizi çevirirlerthey will turn you backüzereonarkanız (küfre)your heelso zaman dönersinizthen you will turn backkaybedenlere(as) losers
🇹🇷 3:149 Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız, sizi topuklarınız üstünde gerisin geriye çevirirler. O zaman büsbütün kaybedersiniz.
hayırNayAllah'tırAllahMevlanız(is) your Protectorve O'durand Heen iyisi(is the) bestyardımcıların(of) the Helpers
🇹🇷 3:150 Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.
salacağızWe will castkalblerineinkalpler(the) heartskimselerin(of) those whoinkar edenlerindisbelievekorku[the] terrordolayıbecauseortak koştuklarındanthey associated partnersAllah'awith AllahşeyleriwhatindirmediğinotindirdiHe sent downkendilerineabout ithiçbir güçany authorityve gidecekleri yer deand their refugecehennemdir(will be) the Firene kötüdürand wretchedvaracağı yer(is the) abodezalimlerin[of] the wrongdoers
🇹🇷 3:151 Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür!
elbetteAnd certainlysize doğruladıfulfilled to youAllahAllah(yardım) va'diniHis promisesürecewhenonları öldürdüğünüzyou were killing themkendi izniyleby His permissionnihayetuntilnezaman kiwhensiz korktunuzyou lost courageve (birbirinizle) çekiştinizand you fell into disputehakkındaconcerning(verilen) emirthe orderve isyan ettinizand you disobeyedsonrafromsonraaftersize gösterdikten[what]size gösterdiHe (had) shown youşey(galibiyet)iwhatsevdiğinizyou lovesizdenAmong youkiminiz(are some) whoistiyordudesiredünyayıthe worldve sizdenand among youkiminiz(are some) whoistiyordudesireahiretithe HereaftersonraThen(Allah) geri çevirdiHe diverted youonlardanfrom themsizi denemek içinso that He may test youandolsun kiAnd surelybağışladıHe forgavesiziyouAllahAnd Allahsahibidir(is the) Possessorlütuf(of) Bountykarşıformü'minlerethe believers
🇹🇷 3:152 Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.
haniWhenboyuna uzaklaşıyordunuzyou were running uphilldönüp bakmıyordunuzand notgöz ucuyla bakarakcasting a glancehiç kimseyeonhiç kimseanyoneve Elçiwhile the Messengersizi çağırırkenwas calling youarkanızdan[in]arkanızdan(from) behind youbundan dolayı size verdiSo (He) repaid yougam(with) distressgam üstüneon distressdiyeso that notüzülmeyesinizyou grieveşeyeovernewhatelinizden gidenescaped youvwand notşeyewhatbaşınıza gelen(had) befallen youAllahAnd Allahhaberdardır(is) All-Awareşeylerdenof whatyaptıklarınız(dan)you do
🇹🇷 3:153 Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.