☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
Allah'ındırAnd to Allah (belongs)olanlarwhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve olanlarand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthve Allah'aAnd toAllahAllahdöndürülürwill be returnedbütün işlerthe matters
🇹🇷 3:109 Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.
siz oldunuzYou areen hayırlı(the) bestbir ümmet(of) peopleçıkarılmışraisedinsanlar içinfor the mankind emrediyorsunuzenjoiningiyiliğithe rightmen'ediyorsunuzand forbiddingkötülükten[from]zulümthe wrongve inanıyorsunuzand believingAllah'ain AllaheğerAnd ifinanmış olsaydıbelievedehli(the) PeopleKitap(of) the Bookelbette olurdusurely would have beenhayırlıgoodkendileri içinfor themonlardanAmong theminananlar da var(are) [the] believersama çoklarıbut most of themyoldan çıkmışlardır(are) defiantly disobedient
🇹🇷 3:110 Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır.
size zarar veremezlerNeversize zarar verirler miwill they harm youdışındaexceptincitmea hurteğerAnd ifsizinle savaşsalar (bile)they fight yousize dönüp kaçarlarthey will turn (towards) youarkalarınıthe backssonrathenonlara yardım da edilmeznotyardım olunacaklarthey will be helped
🇹🇷 3:111 Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
vurulmuşturStruckonlaraon themalçaklık (damgası)the humiliationneredewhereverbulunsalarthatbulunurlarthey are foundancak hariçexceptahdine (ipine)with a ropeAllah'ınfromAllahAllahve ahdine (ipine)and a rope(inanan) insanlarınfrominsanlarthe peopleve uğradılarAnd they incurredgazabınawrathAllah'ınfromAllahAllahve vurulduand strucküzerlerineon themmiskinlik (damgası)the povertyböyledirThatçünkü onlar(is) becauseinkar ediyorlarthey used toinkâr ederlerdisbelieveayetleriniin (the) VersesAllah'ın(of) Allahöldürüyorlardıand they killedpeygamberlerithe Prophetshaksız yerewithouthakrightböyledirThatçünkü(is) becauseisyan etmişlerdithey disobeyedve haddi aşıyorlardıand they used tohaddi aşarlartransgress
🇹🇷 3:112 Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardı.
(ama) hepsi değildirThey are notaynı(the) sameehlindenamonginsanlar(the) PeopleKitap(of) the Bookbir topluluk vardır(is) a communityayakta duranstandingokuyarak(and) recitingayetlerini(the) VersesAllah'ın(of) Allahsaatlerinde(in the) hoursgece(of) the nightve onlarand theysecdeye kapanırlarprostrate
🇹🇷 3:113 Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.
inanırlarThey believeAllah'ain Allahve gününeand the Dayahiretthe Lastve emrederand they enjoiniyiliği[with] the rightve men'ederlerand forbidkötülükten[from]zulümthe wrongve koşarlarand they hastenhayır işlerineiniyi amellerthe good deedsişte onlarAnd thoseiyilerdendir(are) fromsalihlerthe righteous
🇹🇷 3:114 Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.
ve şeylerAnd whateveryapacaklarıthey doiyiliktenofbir iyilika goodinkar edilmeyecektirthen neverondan mahrum mu bırakılacaklarwill they be denied itŞüphesiz AllahAnd Allahbilmektedir(is) All-Knowing(günahlardan) korunanlarıof the God-fearing
🇹🇷 3:115 Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kendisinden gereği gibi sakınanları bilir.