☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ الطارقمَكِّيَّة ۝ ١٧ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

göğe andolsunBy the skyve tarık'aand the night comer
🇹🇷 86:1 Andolsun o göğe ve Târık'a,
ve nedir?And whatsana bildirencan make you knownedirwhattarıkthe night comer (is)
🇹🇷 86:2 Târık nedir, bildin mi?
yıldızdır(It is) the starparlayanthe piercing
🇹🇷 86:3 O, karanlığı delen yıldızdır.
yoktur kiNothiçbir(is) everycansoulolmasınbutbaşındaover itbir koruyucu(is) a protector
🇹🇷 86:4 Hiçbir nefis yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın.
bir baksınSo let seeinsanmannedenfrom whatyaratıldığınahe is created
🇹🇷 86:5 Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.
yaratıldıHe is createdbir sudanfrombir sua wateratılanejected
🇹🇷 86:6 Atılan bir sudan yaratıldı.
çıkanComing fortharasındanfromarasındabetweenbelthe backboneve kaburga kemikleriand the ribs
🇹🇷 86:7 O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
şüphesiz OIndeed, Heonu tekrar döndürmeyetoonu geri getirinreturn himelbette kadirdir(is) Able
🇹🇷 86:8 Elbette Allah'ın onu döndürmeye gücü yeter.
gün(The) Dayyoklanacağıwill be testedsırlarınthe secrets
🇹🇷 86:9 O gün bütün sırlar yoklanıp, meydana çıkarılır.
yokturThen notonun(is) for himhiçbiranygücüpowerve ne deand notbir yardımcısıany helper
🇹🇷 86:10 İnsanın o gün ne bir gücü vardır, ne de bir yardımcısı.
göğe andolsunBy the skydönüşlüwhichdönerreturns
🇹🇷 86:11 Andolsun o dönüşlü göğe,
ve yere andolsunAnd the earthçatlayanwhichyarılırcracks open
🇹🇷 86:12 O yarılıp çatlayan yere,
elbette OIndeed, itmuhakkak bir sözdür(is) surely a Wordayırdedicidecisive
🇹🇷 86:13 Kuşkusuz Kur'ân, ayırıcı bir sözdür.
ve değildirAnd notOitşaka(is) for amusement
🇹🇷 86:14 O asla bir şaka değildir.
elbette onlarIndeed, theykuruyorlarare plottingbir tuzaka plot
🇹🇷 86:15 Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar.
ben de kuruyorumBut I am planningbir tuzaka plan
🇹🇷 86:16 Ben de hilelerine karşılık veririm.
o halde mühlet verSo give respitekafirlere(to) the disbelieverskendi hallerine bırakGive respite to them birazcıklittle
🇹🇷 86:17 Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.
سُورَةُ الأعلىمَكِّيَّة ۝ ١٩ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

tesbih etGlorifyadını(the) nameRabbinin(of) your Lordyücethe Most High
🇹🇷 87:1 Rabbinin yüce adını tesbih et.
O kiThe One Whoyarattıcreateddüzenledithen proportioned
🇹🇷 87:2 Yaratıp düzene koyan O'dur.
ve O kiAnd the One Whotakdie ettimeasuredhedefini gösterdithen guided
🇹🇷 87:3 Takdir edip hidayeti gösteren O'dur.
ve O kiAnd the One Whoçıkardıbrings forthotlağıthe pasture
🇹🇷 87:4 Otlağı çıkaran,
sonra da onu çevirdiAnd then makes itbir çöpestubblekupkuru siyahdark
🇹🇷 87:5 Sonra da onu karamsı bir sel köpüğü haline getiren O'dur.
sana okutacağızWe will make you reciteunutmayacaksınso notunutacaksınyou will forget
🇹🇷 87:6 Bundan böyle sana Kur'ân'ı okutacağız da unutmayacaksın.
yalnız başkaExceptdilediğiwhatdilerwillsAllah'ınAllahmuhakkak OIndeed, Hebilirknowsaçığıthe manifestve olanıand whatgizliis hidden
🇹🇷 87:7 Yalnız Allah'ın dilediği başkadır. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de.
ve sana kolaylaştıracağızAnd We will ease youen kolay olanato the ease
🇹🇷 87:8 Seni en kolay yola muvaffak kılacağız.
o halde hatırlat öğüt verSo remindeğerifyarar verirsebenefitshatırlatmakthe reminder
🇹🇷 87:9 Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
hatırlarHe will pay heed olan(one) whosaygılıfears (Allah)
🇹🇷 87:10 Saygısı olan öğüt alacaktır.