gitGoFir'avn'atoFiravunFiraunçünkü oIndeed, heazdı(has) transgressed
🇹🇷 79:17 "Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."
de kiAnd sayistermisin?Wouldsenin için[for] youarınmayı[to][ki][that]temizlenpurify yourself
🇹🇷 79:18 De ki: İster misin arınasın?
ve seni ileteyimAnd I will guide youRabbinetoRabbinyour LordO'ndan korkasınso you would fear
🇹🇷 79:19 Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.
sonra ona gösterdiThen he showed himmu'cizeyithe signbüyükthe great
🇹🇷 79:20 Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
fakat o yalanladıBut he deniedve karşı geldiand disobeyed
🇹🇷 79:21 Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.
sonraThensırtını döndühe turned his backçalışmağa koyuldustriving
🇹🇷 79:22 Sonra koşarak dönüp gitti.
topladıAnd he gatheredve bağırdıand called out
🇹🇷 79:23 Derken adamlarını topladı da bağırdı:
ve dediThen he saidbenI amsizi Rabbinizimyour Lorden yücethe Most High
🇹🇷 79:24 "Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.
onu cezalandırdıSo seized himAllahAllahazabıyle(with) an exemplary punishmentsonun(for) the lastve ilkinand the first
🇹🇷 79:25 Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
şüphesizIndeedvardırinbundathatelbette ibret(ler)surely (is) a lessonkimseler içinfor whoeverkorkacakfears
🇹🇷 79:26 Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
siz mi?Are youdaha çetinsiniza more difficultyaratılışçacreationyoksaorgök (mü?)the heaven(Allah) onu yaptıHe constructed it
🇹🇷 79:27 Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.
yükselttiHe raisedkalınlığınıits ceilingonu düzenlediand proportioned it
🇹🇷 79:28 Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
örtüp kararttıAnd He darkenedgecesiniits nightve açığa çıkardıand brought outkuşluğunuits brightness
🇹🇷 79:29 Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
ve yeriAnd the earthsonra daafterbundanthatyayıp yuvarlattıHe spread it
🇹🇷 79:30 Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
🔬 İlim notu —
"Dehâhâ" kökü yayılmış yuvarlaklığa işaret eder; Dünya’nın basık küre (geoit) biçimiyle örtüşmesi tefekküre değer.
❝Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası gibi şekillendirdi (dehâhâ).❞
"Dehâhâ" kökü yayılmış yuvarlaklığa işaret eder; Dünya’nın basık küre (geoit) biçimiyle örtüşmesi tefekküre değer.
çıkardıHe brought forthondanfrom itsuyunuits waterve otlağınıand its pasture
🇹🇷 79:31 Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
ve dağlarıAnd the mountainsoturttuHe made them firm
🇹🇷 79:32 Dağlarını oturttu.
(bunlar) geçimidir(As) a provisionsizin içinfor youve hayvanlarınız içinand for your cattle
🇹🇷 79:33 Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
zamanBut whengeldiğicomesherşeyi bastıran o felaketthe Overwhelming Calamitybüyükthe great
🇹🇷 79:34 Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,
o gün(The) Dayhatırlarwill rememberinsanmanneyewhatçalıştığınıhe strove (for)
🇹🇷 79:35 O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,
ve ortaya çıkarılmıştırAnd will be made manifestcehennemthe Hellfirekimseler içinto (him) whogörensees
🇹🇷 79:36 Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,
artıkThen as forkim(him) whoazmışsatransgressed
🇹🇷 79:37 Artık her kim azgınlık etmiş,
ve yeğlemişseAnd preferredhayatınıthe lifedünya(of) the world
🇹🇷 79:38 Ve dünya hayatını tercih etmişse,
elbetteThen indeedcehennemdirthe Hellfireonunitbarınağı(is) the refuge
🇹🇷 79:39 Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.
amaBut as forkim(him) whokorkmuşsafeareddivanında durmaktanstandingRabbinin(before) his Lordve men'etmişseand restrainednefsi(ni)his soul0fromkötü heves(ler)-the vain desires
🇹🇷 79:40 Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,
cennettirThen indeedcennetParadise onunit (is)barınağıthe refuge
🇹🇷 79:41 Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.
sana soruyorlarThey ask yousa'attenaboutkıyamet saatithe Hourne zaman?whendemir atacak(is) its arrival
🇹🇷 79:42 Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
ne (bilirsin)?In whatsen(are) youonun söyleyesin[of]onu anmak(to) mention it
🇹🇷 79:43 Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
aittirToRabbineyour Lordonun bilgisi(is) its finality
🇹🇷 79:44 Onun son ilmi Rabbine aittir.
ancakOnlysenyouuyarıcısın(are) a warnerolanları(for him) whoondan korkacakfears it
🇹🇷 79:45 Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.
onlar sanki gibidirAs though theygün(the) Dayonu gördüklerithey see it(dünyada) kalmamışlarnotkalmışlardıthey had remainedbaşkaexceptbir akşamdanan eveningveyaoronun kuşluk vaktindena morning thereof
🇹🇷 79:46 Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.
Mahmoud Khalil Al-Husary