☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
سُورَةُ النبإمَكِّيَّة ۝ ٤٠ آيَة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

hangi şeyden?About whatbirbirlerine soruyorlarare they asking one another
🇹🇷 78:1 Birbirlerine neyi soruyorlar?
haberden (mi?)Abouthaberthe Newsbüyükthe Great
🇹🇷 78:2 O büyük haberden (kıyametten) mi?
ki(About) whichonlartheyonda(are) concerning itayrılığa düşmektedirler(in) disagreement
🇹🇷 78:3 Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
hayırNayyakında bilecekler(soon) they will know
🇹🇷 78:4 Hayır, ilerde bilecekler.
sonraThenhayırNayyakında bilecekler(soon) they will know
🇹🇷 78:5 Hayır hayır, ilerde bilecekler.
yapmadık mı?Have notyaptıkWe madearzıthe earthbir beşika resting place
🇹🇷 78:6 Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
ve dağlarıAnd the mountainsbirer kazık(as) pegs
🇹🇷 78:7 Dağları da birer kazık kılmadık mı?
ve sizi yarattıkAnd We created youçift çift(in) pairs
🇹🇷 78:8 Sizleri çift çift yarattık.
ve yaptıkAnd We madeuykunuzuyour sleepdinlenme(for) rest
🇹🇷 78:9 Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
ve yaptıkAnd We madegeceyithe nightbir giysi(as) covering
🇹🇷 78:10 Geceyi bir örtü yaptık.
ve yaptıkAnd We madegündüzüthe daygeçim zamanı(for) livelihood
🇹🇷 78:11 Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
ve bina ettikAnd We constructedüstünüzdeover youyedi (gök)sevensağlamstrong
🇹🇷 78:12 Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
ve yarattıkAnd We placedbir lambaa lampparıl parıl parlayanburning
🇹🇷 78:13 İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
ve indirdikAnd We sent downsıkışan(bulut)lardanfromyağmur bulutlarıthe rain cloudssuwaterşarıl şarılpouring abundantly
🇹🇷 78:14 Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
çıkaralım diyeThat We may bring forthonunlatherebydane(ler)grainve bitki(ler)and vegetation
🇹🇷 78:15 Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
ve bahçelerAnd gardensbirbirine sarmaş dolaş(of) thick foliage
🇹🇷 78:16 Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).
muhakkak kiIndeedgünü(the) Dayhüküm(of) the Judgmentbelirlenmiş bir vakittirisbelirlenmiş bir vakitan appointed time
🇹🇷 78:17 Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.
o gün(The) Dayüflenir(in which) shall be blownSur'ainsûrthe trumpetgelirsinizand you will come forthbölük bölük(in) crowds
🇹🇷 78:18 O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
ve açılmıştırAnd is openedgökthe heavenve olmuşturand becomeskapı kapıgateways
🇹🇷 78:19 Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
ve yürütülmüştürAnd are moveddağlarthe mountainsolmuşturand becomebir seraba mirage
🇹🇷 78:20 Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.
şüphesizIndeedcehennemHellolmuşturisgözetleme yerilying in wait
🇹🇷 78:21 Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.
azgınlarınFor the transgressorsvaracağı yerdira place of return
🇹🇷 78:22 Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.
kalacaklardır(They will) be remainingoradathereinçağlar boyu(for) ages
🇹🇷 78:23 Orada çağlarca kalacaklardır.
tadmazlarNottadacaklarthey will tasteoradathereinbir serinlikcoolnessve ne deand notiçilecek bir şeyany drink
🇹🇷 78:24 Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.
yalnız (içerler)Exceptkaynar suscalding waterve irinand purulence
🇹🇷 78:25 Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).
bir ceza olarakA recompenseuygunappropriate
🇹🇷 78:26 Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.
çünkü onlarIndeed, theyidilerwereummuyor(lar)notbekleyerekexpectingbir hesapan account
🇹🇷 78:27 Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.
ve yalanlamışlardıAnd they deniedayetlerimiziOur Signstekzib ile(with) denial
🇹🇷 78:28 Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.
ve herAnd everyşeyithingsaymıştıkWe have enumerated ityazmıştık(in) a Book
🇹🇷 78:29 Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
şimdi tadınSo tasteartık aslaand neversize artırmayacağızWe will increase youbaşka bir şeyexceptazabdan(in) punishment
🇹🇷 78:30 (Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).