şüphesizIndeedbudurthis(Îsa hakkındaki) osurely it (is)kıssa (öykü)the narration gerçek[the] trueyokturAnd (there is) nohiçbir(of)tanrıgodbaşkaexceptAllah'tanAllahve elbetteAnd indeedAllahAllahOsurely Heazizdir (kesin galib)(is) the All-Mightyhüküm ve hikmet sahibidirthe All-Wise
🇹🇷 3:62 İşte (İsa hakkında söylenen) gerçek kıssa budur. Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah çok güçlüdür ve hikmet sahibidir.
eğerAnd ifdönerlersethey turn backmuhakkak kithen indeedAllahAllahbilir(is) All-Knowingbozguncularıof the corrupters
🇹🇷 3:63 Eğer (haktan) yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah bozguncuları çok iyi bilendir.
de kiSayEy ehliO PeopleKitap(of) the BookgelinComebir kelimeyetobir söza wordeşit olanequitablebizim aramızdabetween usve sizin aranızdaand between you ibadet etmeyelimthat notibadet ederizwe worshipbaşkasınaexceptAllah'tanAllahortak koşmayalımand notortak koşarızwe associate partnersO'nawith Him hiçbirşeyianythingedinmeyelimand notalırlartakebazımızsome of usbazımızı(to) otherstanrılar(as) lordsbaşkafrombaşkabesidesAllah'tanAllaheğerThen ifyüz çevirirlersethey turn awaydeyinthen sayşahid olunBear witnessşüphesiz bizthat wemüslümanlarız(are) Muslims
🇹🇷 3:64 De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarız".
ey ehliO PeopleKitap(of) the BooknedenWhytartışıyorsunuz(do) you arguehakkındaconcerningİbrahimIbrahimoysa indirilmiştirwhile notindirildiwas revealedTevratthe Tauratve İnciland the Injeelancakexceptondan sonrafromondan sonraafter himdüşünmüyor musunuz?Then why don'takıl edersinizyou use your intellect
🇹🇷 3:65 Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
işte sizHere you are böylesinizthose whotartışıyorsunuzarguedolan şeyabout whatsizin[for] youonun (hakkında)of itbiraz bilginiz(have some) knowledgeama neden?Then whytartışıyorsunuz(do) you arguehakkındaabout whatolmayannotsizinfor youonun (hakkında)of itbilginiz(any) knowledgeAllahAnd Allahbilirknowsve sizwhile youbilmezsiniz(do) notbilirlerknow
🇹🇷 3:66 İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.
değildiNotidiwasİbrahimIbrahimyahudia Jewne deand nothıristiyana Christianfakat[and] butidihe wasdosdoğrua truebir müslümanMuslimve değildiand noto idihe wasmüşriklerdenfrommüşriklerthe polytheists
🇹🇷 3:67 İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.
doğrusuIndeeden yakın olanıthe best to claim relationshipinsanların(of) peopleİbrahim'ewith Ibrahimkimselerdir(are) those whoona uyan(lar)follow himve buand thispeygamber[the] Prophetve kimselerdirand those whoinanan(lar)believe[d]Allah daAnd Allahdostudur(is) a Guardianmü'minlerin(of) the believers
🇹🇷 3:68 Doğrusu onların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur.
istedi kiWishedbir grupa groupehlindenfrominsanlar(the) PeopleKitap(of) the Bookeğerifsizi saptırsınlarthey could lead you astrayoysaand notsaptırıyorlarthey lead astraysadeceexceptkendilerinithemselvesfarkında değillerand notfarkederlerthey perceive
🇹🇷 3:69 Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler, halbuki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlar.
Ey ehliO PeopleKitap(of) the Bookniçin?Why doinkar ediyorsunuzyou denyayetlerini[in] the SignsAllah'ın(of) Allahve sizwhile you(gerçeği) gördüğünüz haldebear witness
🇹🇷 3:70 Ey kitap ehli! (gerçeği) gördüğünüz halde, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
Mahmoud Khalil Al-Husary