ve konuşacakAnd he will speakinsanlara(to) the peoplebeşikteinbeşikthe cradleve yetişkinlikteand (in) maturityve iyilerden olacaktırand (he will be) ofsalihlerthe righteous
🇹🇷 3:46 Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır.
dedi kiShe saidRabbimMy Lordnasılhowoluris [it]benimfor meçocuğuma boybana dokunmamışkenand (has) notbana dokundutouch(ed) mebir beşerany mandediHe saidböyledirThusAllahAllahyaratırcreatesşeyiwhatdilediğiHe willszamanWhenistediğiHe decreesbir şey(in olmasını)a mattersadecethen onlyderHe saysonato itol'Beo da oluverirand it becomes
🇹🇷 3:47 (Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah: "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir." dedi.
ve ona öğretecektirAnd He will teach himKitabıthe Bookve Hikmetiand [the] wisdomve Tevrat'ıand the Tauratve İncil'iand the Injeel
🇹🇷 3:48 Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir.
ve bir elçi (şöyle diyen)And (make him) a Messengeroğullarınatooğulları(the) Childrenİsrail(of) IsraelbenIndeed, Idoğrusu[surely]size getirdim[I] (have) come (to) youbir mu'cizewith a signRabbinizdenfromRabbinyour Lordbenthat Iyaratırım[I] designsizin içinfor youçamurdanfromçamur[the] clayşeklinde bir şeylike the formkuş(of) the birdüflerimthen I breathonainto ithemen oluverirand it becomesbir kuşa birdizniyleby (the) permissionAllah'ın(of) Allahve iyileştiririmAnd I curekörüthe blindve alacalıyıand the leperve diriltirimand I give lifeölüleri(to) the deadizniyleby (the) permissionAllah'ın(of) Allahve size haber veririmAnd I inform youneof whatyediğiniziyou eatve neand whatbiriktirdiğiniziyou storeevlerinizdeinevlerinizyour houseselbetteIndeedbundainşuthatbir ibret vardır(is) surely a signsizin içinfor youeğerifisenizyou areinanıyorbelievers
🇹🇷 3:49 Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm".
ve doğrulayıcı olarakAnd confirmingşeyithat whichbenden önce gelen(was)benden öncebefore meTevrat'ıofTevratthe Tauratve helal kılmak içinand so that I make lawfulsizefor youbazısomeşeyleri(of) that whichharam kılınanwas forbiddensizeto youve size getirdimAnd I (have) come to youbir mu'cizewith a signRabbinizdenfromRabbinyour Lordo halde korkunSo fearAllah'tanAllahve bana ita'at edinand obey me
🇹🇷 3:50 "Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah'tan korkun da bana uyun".
şüphesizIndeedAllahAllahbenim Rabbimdir(is) my Lordve sizin de Rabbinizdirand your LordO'na kulluk edinso worship HimbudurThisyol(is) the pathdoğrustraight
🇹🇷 3:51 "Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur".
ne zaman kiThen whensezdiperceivedÎsaIsaonlardanfrom theminkarı[the] disbeliefdedi kihe saidkimlerWhobana yardımcı olacak(will be) my helpers(yolunda)toAllahAllahdedilerSaidHavarilerthe disciplesBizWeyardımcılarıyız(will be the) helpersAllah(yolun)un(of) Allahinandıkwe believe[d]Allah'ain Allahşahid oland bear witnessbizthat wemüslümanlarız(are) Muslims
🇹🇷 3:52 İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah'a iman ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız." dediler.
Mahmoud Khalil Al-Husary