ve zamanAnd whendendiğiit is saidonlarato themgelinComemağfiret dilesinwill ask forgivenesssizin içinfor youElçisi(the) MessengerAllah'ın(of) AllahçevirirlerThey turn asidebaşlarınıtheir headsve onları görürsünand you see themyüz çevirdikleriniturning awayve onlarwhile theybüyüklük taslarlar(are) arrogant
🇹🇷 63:5 Onlara: "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için mağfiret dilesin." denildiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
eşittir(It) is sameonlarafor themmağfiret dilesen dewhether you ask forgivenessonlar içinfor themya daormağfiret dilemesen de(do) notbağışlanma dileyinask forgivenessonlar içinfor themaslaNeverbağışlamayacaktırwill forgiveAllahAllahonları[to] themçünküIndeedAllahAllahyola iletmez(does) nothidayet ederguidetopluluğuthe peopleyoldan çıkanthe defiantly disobedient
🇹🇷 63:6 Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu yola iletmez.
onlarTheyki(are) those whodiyorlarsaybir şey vermeyin(Do) notharcarlarspendbulunanlaraononlar ki(those) whoyanında(are) withElçisinin(the) MessengerAllah'ın(of) Allahdağılıp gitsinleruntildağılırlarthey disbandAllah'ındırAnd for Allahhazineleri(are the) treasuresgöklerin(of) the heavensve yerinand the earthfakatbutmünafıklarthe hypocritesanlamazlar(do) notanlarlarunderstand
🇹🇷 63:7 Onlar öyle kimselerdir ki: "Allah'ın elçisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dağılıp gitsinler." diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, fakat münafıklar anlamazlar.
diyorlar kiThey sayandolsun eğerIfdönersekwe returnMedine'yetoMedineAl-Madinahmutlaka çıkaracaktırsurely, will expelüstün olanthe more honorableoradanfrom italçak olanıthe more humbleAllah'a mahsusturBut for Allahüstünlük(is) the honorve Elçisineand for His Messengerve ve mü'minlereand for the believersfakat;butmünafıklarthe hypocritesbilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 63:8 Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, daha üstün olan, daha alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allah'a, O'nun elçisine ve müminlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler.
eyOkimseleryou (who)inanan(lar)believesizi alıkoymasın(Let) notsizi alıkoyardivert youmallarınızyour wealthve ne deand notçocuklarınızyour childrenanmaktanfromzikir(the) remembranceAllah'ı(of) Allahve kimAnd whoeveryaparsadoesbunuthatiştethen thoseonlar[they]ziyana uğrayanlardır(are) the losers
🇹🇷 63:9 Ey İnananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.
sadaka verinAnd spend0fromnewhatsize verdiğimiz rızıktanWe have provided youöncefromöncebeforegelmeden[that]gelircomesbirinize(to) one of youölümthe deathve demedenand he saysRabbimMy LordkeşkeWhy notbeni erteleseydinYou delay mekadarforbir süreyea termyakınnearsadaka verseydimso I would give charityve olsaydımand beiyilerdenamongsalihlerthe righteous
🇹🇷 63:10 Birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah) için harcayın.
ve aslaBut neverertelemezwill (be) delayedAllah(by) Allahhiçbir canıa soulgeldiğindewhengeldihas comesüresiits termve AllahAnd Allahhaber alandır(is) All-Awareşeyleriof whatyaptıklarınızyou do
🇹🇷 63:11 Allah süresi geldiği zaman hiç bir canı ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary