(onlar ki)Those whoderlersayRabbimizOur Lordgerçekten bizIndeed, weinandık(have) believedbağışlaso forgivebizdenfor usgünahlarımızıour sinsve bizi koruand save usazabından(from) punishmentateş(of) the Fire
🇹🇷 3:16 Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler.
sabredenlerThe patientve sadık olanlarand the truthfulve gönülden itaat edenlerand the obedientve infak edenlerand those who spendve istiğfar edenlerand those who seek forgivenessseherlerde[in the] before dawn
🇹🇷 3:17 O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).
şahiddir (ki)Bears witnessAllahAllahşüphesizthat [He]yoktur(there is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimve meleklerand (so do) the Angelsve sahipleriand ownersilim(of) [the] knowledge gözetenstandingadaletlein justiceyoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimazizdirthe All-Mightyhakimdirthe All-Wise
🇹🇷 3:18 Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.
şüphesizIndeeddinthe religionkatındanearAllahAllahİslamdır(is) Islamayrılığa düşmedilerAnd notayrılığa düştülerdifferedkimselerthose whoverilmiş olanwere givenKitapthe Bookbaşka (bir sebeple)exceptsonrafromsonraaftergeldikten[what]onlara geldicame to themilim[the] knowledgeaşırılıklarıout of envyaralarındaki;among themve kimAnd whoeverinkar edersedisbelievesayetleriniin (the) VersesAllah'ın(of) Allah(bilsin ki) şüphesizthen indeedAllahAllahçabuk görendir(is) swifthesabı(in taking) account
🇹🇷 3:19 Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.
eğerThen ifseninle tartışmaya girişirlersethey argue with youde kithen sayben teslim ettimI have submittedözümümyselfAllah'ato Allahve kimselerand (those) whobana uyanfollow meve de kiAnd saykendilerineto those whoverilenlerewere givenKitapthe Bookve ümmilereand the unlettered peopleSiz de İslam (teslim) oldunuz mu?Have you submitted yourselveseğerThen ifİslam olurlarsathey submitmuhakkakthen surelydoğru yolu bulmuşlardırthey are guidedyok eğerBut ifdönerlersethey turn backartıkthen onlysana düşenon yousadece duyurmaktır(is) to [the] conveyAllahAnd Allahgörmektedir(is) All-Seerkulları(nın yaptıkları)nıof [His] slaves
🇹🇷 3:20 Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendir.
şüphesizIndeedkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelieveayetleriniin (the) Signs (of)Allah'ınAllahve öldürenlerand they killpeygamberlerithe Prophetsolmaksızınwithouthakrightve öldürenler (var ya)and they killkimselerithose whoemredenorderadaletle[with] justicearasındaamonginsanlarthe peopleonlara müjdelethen give them tidingsbir azabıof a punishmentacıpainful
🇹🇷 3:21 Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunlarıacıklı bir azapla müjdele!
böyleceThoseboşa çıkmıştır(are) the ones who boşa gittibecame worthlessonların yaptıklarıtheir deedsdünyadaindünyathe worldve ahiretteand (in) the Hereafterve yokturAnd notonların(will be) for themhiçbiranyyardımcılarıhelpers
🇹🇷 3:22 İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
Mahmoud Khalil Al-Husary