gördün mü?Have you seenkimseyi(he) whoedinentakestanrı(as) his godkeyfinihis desireve saptırdığıand Allah lets him go astrayAllah'ınand Allah lets him go astraybir bilgiye göreknowinglybile bileknowinglyve mühürlediğiand He sets a sealüzeriniuponkulağınınhis hearingve kalbiniand his heartve çektiğiand putsüstüneovergözününhis visionperdea veilşimdi kim?Then whoona doğru yolu gösterecekwill guide himsonraaftersonraafterAllah'tanAllahdüşünmüyor musunuz?Then will notöğüt alırsınızyou receive admonition
🇹🇷 45:23 (Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz?
ve dediler kiAnd they sayyokturNotbaşka bir şeyitancak(is) buthayatımızdanour lifedünya(of) the worldölürüzwe dieve yaşarızand we liveveand notbizi helak etmiyordestroys usbaşkasıexceptzamandanthe timefakat yokturAnd notonlarınfor thembu husustaof thathiçbiranybilgileriknowledge(hayır)notonlartheysadece(do) butzannediyorlarguess
🇹🇷 45:24 Hem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler.
ve zamanAnd whenokunduğuare recitedonlarato themayetlerimizOur Versesaçık açıkclearolmamıştırnot…dırisbir delilleritheir argumentbaşkaexceptdemelerindenthatderlerthey saygetirinBringbabalarımızıour forefatherseğerifisenizyou aredoğrular(dan)truthful
🇹🇷 45:25 Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman; "Eğer sözünüzde doğru iseniz atalarımızı diriltip getirin." demekten başka söylenecek hiçbir delil yoktur.
de kiSayAllahAllahsizi yaşatıyorgives you lifesonrathensizi öldürüyorcauses you to diesonrathensizi toplayıp getirecektirHe will gather yougününetogün(the) Daykıyamet(of) the Resurrectionaslanoşüphe yokturdoubtbundaabout itamaButçoğumostinsanların(of) the peoplebilmezler(do) notbilirlerknow
🇹🇷 45:26 (Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Allah'ındırAnd for Allahmülkü(is the) dominiongöklerin(of) the heavensve yerinand the earthve günand (the) Daybaşladığıis establishedsa'atthe Hourişte o günthat Dayhüsrana uğrayacaktırwill loseiptalcilerthe falsifiers
🇹🇷 45:27 Göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır. Kıyâmetin kapacağı gün varya, işte o gün batıla sapanlar hep hüsrana düşecekler.
ve görürsünAnd you will seehereveryümmetinationtoplanmışkneelingherEveryümmetnationçağırılırwill be calledkendi Kitabınatokitabıits recordbugünTodaycezalandırılacaksınızyou will be recompensedşeylerle(for) whatolduğunuzyou used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 45:28 O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağırılır, onlara: "Bugün yaptığınız amellerin cezası verilecektir.
işteThisKitabımızOur Recordsöylüyorspeaksaleyhinizeabout yougerçeğiin truthçünkü bizIndeed, Weidik[We] used toyazıyortranscribeşeyleriwhatolduğunuzyou used toyapıyor(lar)do
🇹🇷 45:29 İşte kitabınız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü biz sizin yaptıklarnızı hep kaydediyorduk." (denir).
gelinceThen as forkimselerethose whoinanan(lara)believedve yapanlaraand didiyi işler[the] righteous deedsonları sokarwill admit themRableritheir Lordrahmetinein(to)O'nun rahmetiHis mercyişteThatbudur[it]başarı(is) the successapaçıkclear
🇹🇷 45:30 İman edip iyi işler yapanlara gelince; Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. İşte apaçık kurtuluş budur.
ama gelinceBut as forkimselerethose whoinkar eden(lere)disbelieveddeğil mi?Then were noto zaman olmadı mıThen were notayetlerimMy Versesokunurdurecitedsizeto youfakat siz büyüklük tasladınızbut you were proudve oldunuzand you becamebir topluma peoplesuçlulardancriminals
🇹🇷 45:31 Ama kâfirlere gelince; onlara da denilir ki; "Size âyetlerim okunmadı mı? Siz büyüklük tasladınız ve günah işleyen bir kavim oldunuz değil mi?
ve zamanAnd whendendiğiit was saidşüphesizIndeedva'di(the) PromiseAllah'ın(of) Allahgerçektir(is) trueve sa'atteand the Hour yoktur(there is) noşüphedoubtondaabout itdemiştinizyou saidbilmiyoruzNotbilirizwe knownedirwhatSa'atthe Hour (is)(hayır)Notsanıyoruz kiwe thinksadeceexceptbir kuruntuduran assumptionve değilizand notbizweinananlardan(are) convinced
🇹🇷 45:32 Allah'ın vaadi gerçektir. "O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur." denildiğinde "Kıyamet nedir bilmiyoruz." Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok." derdiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary