mutlakaIndeedsa'atthe Hourgelecektir(is) surely comingasla yokturnoşüphedoubtbundain itfakatbutçoğumostinsanların(of) the peopleinanmazlar(do) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 40:59 Herhalde o saat (kıyamet) muhakkak gelecektir. Onda şüphe yok. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
ve dedi kiAnd saidRabbinizyour Lordbana du'a edinCall upon Mekabul edeyimI will respondsizdento youşüphesizIndeedkimselerthose whobüyüklenen(ler)(are) proudbana kulluk etmeğetoBana ibadet edinworship Megireceklerdirwill entercehennemeHellaşağılık olarak(in) humiliation
🇹🇷 40:60 Halbuki Rabbiniz: "Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu.
AllahAllahO'dur ki(is) the One Whoyaptımadesizefor yougeceyithe nightistirahat etmeniz içinthat you may restiçindein itve gündüzüand the daygörmeniz içingiving visibilityşüphesizIndeedAllahAllahsahibidir(is) Full (of) Bountylutuf(is) Full (of) Bountykarşıtoinsanlarathe peoplefakatbutçoğumostinsanların(of) the peopleşükretmezler(do) notşükredingive thanks
🇹🇷 40:61 İçinde dinlenesiniz diye geceyi, göz açıcı bir aydınlık olarak da gündüzü sizin için yaratan Allah'tır. Gerçekten Allah insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler
işte budurThatAllah(is) AllahRabbinizyour Lordyaratıcısı olan(the) Creatorher(of) allşeyinthingsyoktur(there is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimnasıl da?So howçevriliyorsunuzare you deluded
🇹🇷 40:62 İşte Rabbiniz, her şeyin yaratıcısı olan o Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz?
işte böyleThusçevriliyorlardıwere deludedkimselerthose whoolanlarwere ayetlerini(the) SignsAllah'ın(of) Allahkasden inkar etmekterejecting
🇹🇷 40:63 İşte Allah'ın âyetlerini inkâr edenler böyle çevriliyorlar.
AllahAllahO'dur ki(is) the One Whoyaptımadesizefor youarzıthe earthdurulacak yera place of settlementve göğüand the skybinaa canopyve sizi şekillendirdiand He formed youve güzel yaptıand perfectedşekilleriniziyour formsve sizi beslediand provided yougüzel rızıklarlaoftemiz şeylerthe good thingsişte budurThatAllah(is) AllahRabbinizyour Lordne yücedirThen blessed (is)AllahAllahRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 40:64 Allah, O'dur ki sizin için yeri bir karargâh, göğü de bir bina yapmıştır. Size şekil vermiş, sonra şekillerinizi güzelleştirmiştir. Hoş nimetlerden size rızık vermiştir. İşte Rabbiniz o Allah'tır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!
OHediridir(is) the Ever-Livingyoktur(there is) notanrıgodbaşkabutO'ndanHeO'na yalvarınso call Himhalis kılarak(being) sincereyalnız kendisineto Himdini(in) the religionhamdAll praise (be)Allah'a mahsusturto AllahRabbi(the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 40:65 Daimî bir hayat sahibi ancak O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
de kiSayelbette benIndeed, Imen'olundum[I] have been forbiddentapmaktantoibadet edinworshipsizin yalvardıklarınızathose whomçağırırsınızyou callbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahzamanwhenbana geldiğihave come to meaçık delillerthe clear proofsRabbimdenfromRabbimmy Lordve emrolundumand I am commandedteslim olmaklatoteslim olunsubmitRabbineto (the) Lordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 40:66 De ki: "Bana Rabbimden apaçık deliller geldiği zaman, ben o sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınıza ibadet etmekten kesinlikle men edildim ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi."
Mahmoud Khalil Al-Husary