☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
veAnd notyaratmadıkWe createdgöğüthe heavenve yeriand the earthve ne deand whateverikisi arasındakileri(is) between themboş yerewithout purposebuThatzannıdır(is the) assumptionkimselerin(of) those whoinkar eden(lerin)disbelievevay hallerine;So woekimselerinto thoseinkar eden(lerin)who disbelieveateşten dolayıfromateşthe Fire
🇹🇷 38:27 Hem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline!
yoksaOrtutacağızshould We treatkimselerithose whoinanan(ları)believeve yapanlarıand doiyi işlerrighteous deedsbozgunculuk yapanlar gibi (mi?)like those who spread corruptionyeryüzündeinyeryüzüthe earthyoksaOrtutacağızshould We treatmuttakilerithe piousyoldan çıkanlar gibi (mi?)like the wicked
🇹🇷 38:28 Yoksa, iman edip de salih amel işleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini azgın günahkarlar gibi yapar mıyız?
Kitab (ki)(This is) a Bookonu indirdikWe have revealed itsanato youmübarekblesseddüşünsünler diyethat they may ponderayetlerini(over) its Versesve öğüt alsınlar diyeand may be remindedsahiplerithose of understandingsağduyuthose of understanding
🇹🇷 38:29 Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.
ve biz armağan ettikAnd We gaveDavud'ato DawoodSüleyman'ıSulaimanne güzelan excellentkulduslaveşüphesiz oIndeed, he(Allah'a) yönelirdi(was) one who repeatedly turned
🇹🇷 38:30 Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.
haniWhengösterilmiştiwere displayedkendisineto himakşam üstüin the afternoonsafin (görkemli)excellent bred steeds(saf kan Arap) atlarıexcellent bred steeds
🇹🇷 38:31 Hani kendisine bir zaman akşam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti.
dediAnd he saidmuhakkak benIndeed, Itercih ettim[I] preferredsevgisini(the) lovemal(of) the goodanmaktan (ötürü)overzikir(the) remembranceRabbimi(of) my LordnihayetUntil(atlar) gizlendithey were hiddenperde ilein the veil
🇹🇷 38:32 "Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi.
getirin onlarıReturn thembanato mesonra başladıThen he beganokşamağa(to) pass (his hand)bacaklarınıover the legsve boyunlarınıand the necks
🇹🇷 38:33 "Geri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.
ve andolsunAnd certainlydenedikWe triedSüleyman'ıSulaimanve bıraktıkand We placedüstüneontahtınınhis thronebir ceseta bodysonrathen(bize) yöneldihe turned
🇹🇷 38:34 Andolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.
dediHe saidRabbimO my LordaffetForgivebenimeve verand grantbanamebir mülk (hükümdarlık)a kingdomnasib olmayannotaittir(will) belonghiç kimseyeto anyonebenden sonraafter mebenden sonraafter meçünkü sensinIndeed, Yousen[You]çok lutfeden(are) the Bestower
🇹🇷 38:35 Süleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi.
biz boyun eğdirdikThen We subjectedonato himrüzgarıthe windeserdito flowonun buyruğuylaby his commandtatlı tatlıgentlyyerewhereveristediğihe directed
🇹🇷 38:36 Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.
ve şeytanlarıAnd the devilshereverybina ustasınıbuilderve dalgıcıand diver
🇹🇷 38:37 Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da.
ve başka (şeytan)larıAnd othersbirbirine bağlanmışboundzincirlerleinzincirlerchains
🇹🇷 38:38 Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).
buThisbizim ihsanımızdır(is) Our giftartık dilediğine verso grantveyaorvermewithholdyokturwithouthesabıaccount
🇹🇷 38:39 "İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik.
ve şüphesizAnd indeedonun için vardırfor himbizim yanımızdawith Usbir yakınlıksurely is a near accessve güzeland a goodbir gelecekplace of return
🇹🇷 38:40 Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır.
ve anAnd rememberkulumuzOur slaveEyyub'uAyyubhaniwhenseslenmiştihe calledRabbinehis LordbanaThat [I]dokundurdu(has) touched meşeytanShaitaanbir yorgunlukwith distressve azaband suffering
🇹🇷 38:41 Kulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: "Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu."
(yere) vurStrikeayağınıwith your foot(işte) buThisyıkanacak(is a spring of) water to batheserin (bir su)coolve içilecekand a drink
🇹🇷 38:42 (Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.