görmediler mi?Do notgörürlerthey seeki bizthat Weyarattık[We] createdkendilerinefor themşeylerdenfrom whatyaptıklarıhave madeellerimizinOur handsnice hayvanlarcattlekendilerithen theyonlara[for them]malik olmaktadırlar(are the) owners
🇹🇷 36:71 Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.
onları boyun eğdirdikAnd We have tamed themkendilerinefor themonlardan bazılarıso some of them binekleridirthey ride themve onlardan bazılarınıand some of themyerlerthey eat
🇹🇷 36:72 Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.
kendileri için vardırAnd for themonlardathereinbirçok yararlar(are) benefitsve içeceklerand drinkshala şükretmiyorlar mı?so (will) notşükrederlerthey give thanks
🇹🇷 36:73 Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
ve edindilerBut they have takenbaşkabesidesbaşkabesidesAllah'tanAllahtanrılargodsonlar umarakthat they mayyardım edilirbe helped
🇹🇷 36:74 Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.
güçleri yetmezNotgüç yetirirlerthey are ableonlara yardım etmeyeto help themve onlarbut they onlar içinfor themaskerlerdir(are) hostshazırlanmış(who will) be brought
🇹🇷 36:75 Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.
seni üzmesinSo (let) notseni üzergrieve youonların sözütheir speechbiz elbetteIndeed, Webiliyoruz[We] knowonların gizledikleriniwhatgizlerlerthey concealveand whataçığa vurduklarınıthey declare
🇹🇷 36:76 O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.
görmedi mi?Does notgörürlerseeinsan[the] manbizimthat Wekendisini yarattığımızı[We] created himbir nutfe(sperm)denfrombir nutfea semen-dropşimdi olduThen beholdoHebir hasım(is) an opponentapaçıkclear
🇹🇷 36:77 İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?
ve misal verdiAnd he sets forthbizefor Usbir örneklean exampleunutarakand forgetskendi yaratılışınıhis (own) creationdediHe sayskim?Whodiriltecekwill give lifekemikleri(to) the bonesşuwhile theyçürümüş(are) decomposed
🇹🇷 36:78 Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.
de kiSayonları diriltecekHe will give them lifeyaratanWhoonları çıkardıproduced themilk(the) firstdefatimeve Oand Heher(is) of everyyaratmayıcreationbilirAll-Knower
🇹🇷 36:79 De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."
O kiThe One Whoyaptımadesizefor youağaçtanfromağaçthe treeyeşil[the] green ateşfireişteand beholdsizYouondanfrom ityakıyorsunuzignite
🇹🇷 36:80 Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.
değil midir?Is it notyaratan(He) Whoyarattıcreatedgöklerithe heavensve yeriand the earthmuktedirAbleyaratmayato[ki][that]yaratırcreateonların benzerlerini(the) like of themelbette (yaratır)Yes, indeedOand Heyaratıcıdır(is) the Supreme Creatorçok bilenthe All-Knower
🇹🇷 36:81 Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.
şüphesizOnlyO'nun işiHis CommandzamanwhenistediğiHe intendsbir şeyia thingdemesidirthatderHe saysona sadeceto itol!Behemen oluverirand it is
🇹🇷 36:82 O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
yücedirSo glory beO ki(to) the One whoO'nun elindedirin Whose handhükümranlığıis (the) dominionher(of) allşeyinthingsve O'naand to Himdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 36:83 O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary