ve anlatAnd set forthonlarato themmisal olarakan examplehalkını(of the) companionsşu kent(of) the cityzamanwhengeldiğicame to itelçilerthe Messengers
🇹🇷 36:13 Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.
biz gönderdikWhengönderdikWe sentonlarato themiki (elçi)two (Messengers)onları yalanladılarbut they denied both of thembiz de destekledikso We strengthened themüçüncüsüylewith a thirddediler kiand they saidbiz elbetteIndeed, Wesizeto yougönderilen elçileriz(are) Messengers
🇹🇷 36:14 Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.
dediler kiThey saiddeğilsinizNotsizyoubaşka bir şey(are) butinsandanhuman beingsbizim gibilike usveand notindirmemiştirhas revealedRahmanthe Most Gracioushiçbiranyşeythinghayır!Notsizyousadece(are) butyalan söylüyorsunuzlying
🇹🇷 36:15 Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.
dediler kiThey saidRabbimizOur Lordbilir kiknowsbiz elbettethat wesizeto yougönderilmiş elçileriz(are) surely Messengers
🇹🇷 36:16 Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."
ve yokturAnd notüzerimize düşen(is) on usbaşka bir şeyexceptduyurmaktanthe conveyanceaçıkçaclear
🇹🇷 36:17 "Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."
dediler kiThey saiddoğrusu bizIndeed, weuğursuzluğa uğradık[we] see an evil omensizin yüzünüzdenfrom youeğerIfvazgeçmezseniznotvazgeçersinizyou desistsizi mutlaka taşlarızsurely, we will stone youve size dokunurand surely will touch youbizdenfrom usbir azaba punishmentacıklıpainful
🇹🇷 36:18 Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."
dediler kiThey saiduğursuzluğunuzYour evil omensizin kendinizdedir(be) with yousize öğüt verildiğiiçin mi?Is it becausesize öğüt veriliryou are admonishedhayırNaysizyoubir kavimsiniz(are) a peopleaşırı gidentransgressing
🇹🇷 36:19 Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."
ve geldiAnd cameen uzak yerindenfromen uzak yer(the) farthest endkentin(of) the citybir adama mankoşarakrunningdediHe saidey kavmimO my PeopleuyunFollowelçilerethe Messengers
🇹🇷 36:20 O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"
uyunFollowkimselere(those) whosizden istemeyen(do) notsenden isterlerask (of) youbir ücretany paymentve onlarand theydoğru yoldadırlar(are) rightly guided
🇹🇷 36:21 "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."
veAnd whatben niçin?(is) for mekulluk etmeyeyim(that) notibadet ederimI worshipbeni yaratanathe One Whobeni yarattıcreated meve O'naand to Whomdöndürüleceksinizyou will be returned
🇹🇷 36:22 "Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."
edinir miyim?Should I takeO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides HimtanrılargodseğerIfbana dileseintends for meRahmanthe Most Graciousbir zarar vermekany harmsağlamaznotfayda verirwill availbana[from] meonların şefa'atitheir intercessionhiçbir (fayda)(in) anythingve aslaand notonlar beni kurtaramazlarthey (can) save me
🇹🇷 36:23 "Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."
şüphesiz benIndeed, Io takdirdetheniçinde olurumsurely would be inbir sapıklıkan errorapaçıkclear
🇹🇷 36:24 "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."
şüphesiz benIndeed, Iinandım[I] have believedsizin Rabbinizein your Lordbeni dinleyinso listen to me
🇹🇷 36:25 "Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."
denilinceIt was saidgir!EntercenneteParadisededi kiHe saidey keşkeI wishkavmimmy peoplebilseydiknew
🇹🇷 36:26 (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"
ne yüzdenOf howbağışladığınıhas forgivenbenimeRabbiminmy Lordve beni kıldığınıand placed meağırlananlardanamongikram olunanlarthe honored ones
🇹🇷 36:27 "Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."
Mahmoud Khalil Al-Husary