ve o günAnd (the) Daybir araya toplarHe will gather themonların hepsiniallsonrathender kiHe will saymeleklereto the Angelsbunlar mı?Were these yousizeWere these youtapıyorlardıthey wereibadet ederekworshipping
🇹🇷 34:40 O gün Allah, onları hep birlikte mahşere toplayacak, sonra meleklere: "Şunlar size mi tapıyorlardı?" diyecektir.
derler kiThey will saysen yücesinGlory be to YousensinYoubizim velimiz(are) our Protectoronlar değilnot themonlar değilnot themhayırNayonlarthey usedtapıyorlardı(to) worshipcinlerethe jinnçoklarımost of themonlarain theminanıyorlardı(were) believers
🇹🇷 34:41 Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı." diyecekler.
o günBut todaygücü yetmeznotgüç yetirirlerpossess powerbirinizinsome of youdiğerineon othersbir fayda vermeyeto benefitve (yetmez)and notzarar vermeğeto harmbiz derizand We will saykimselereto thosezulmeden(lere)who wrongedtadınTasteazabını(the) punishmentateş(of) the Fireolduğunuzwhichidinizyou usedonuto [it]yalanlamaktadeny
🇹🇷 34:42 İşte o gün birbirinize ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olabilirsiniz. Ve biz o zulmedenlere: "Tadın bakalım o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!" deriz.
ve zamanAnd whenokunduğuare recitedonlarato themayetlerimizOur Versesaçık açıkcleardediler kithey saydeğildirNotbu(is) thisbaşka bir şeybutbir adamdana manisteyenwho wishessizi çevirmektosizi alıkoyarhinder youolduğu(tanrılar)danfrom whatkullandılarusedtapıyor(to) worshipbabalarınızınyour forefathersve dediler kiAnd they saydeğildirNotbu(is) thisbaşka bir şeyexceptbir yalandana lieuydurulmuşinventedve dedilerAnd saidkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedhakkıabout the truthkendilerine gelenwhenonlara geldiit came to themdeğildirNotbu(is) thisbaşkasıexceptbir büyüdena magicapaçıkobvious
🇹🇷 34:43 Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil." dediler.
biz onlara vermemiştikAnd notonlara verdikWe (had) given themhiçbiranyKitapScripturesokuyacaklarıwhich they could studyveand notgöndermemiştikWe sentonlarato themsenden öncebefore youhiçbiranyuyarıcıwarner
🇹🇷 34:44 Halbuki biz onlara öyle ders alacakları kitaplar göndermedik. Kendilerine senden önce bir uyarıcı da göndermedik.
yalanlanmışlardıAnd deniedkimselerthose whoonlardan önceki(ler)(were) before themonlardan öncekiler(were) before themveand noterişmemişlerdirthey have attainedonda birine bilea tenthonlara verdiklerimizin(of) whatonlara verdikWe (had) given themfakat yalanladılarBut they deniedelçilerimiMy Messengersama nasılso howolduwasbenim inkarımMy rejection
🇹🇷 34:45 Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Hem bunlar, onlara verdiklerimizin onda birine eremediler. Peygamberlerimi yalanladılar, ama beni inkâr edişin sonu nasıl oldu?
de kiSaysadeceOnlysize öğütleyeyimI advise youbir tek (şeyi)for one (thing)(şu ki;)thatkalkınyou standAllah içinfor Allahikişer ikişer(in) pairsve teker tekerand (as) individualssonrathendüşünün kireflectyokturNotarkadaşınızda(is in) your companionhiçbiranydelilikmadnessONotoheancak(is) exceptbir uyarıcıdıra warnersizin içinfor youöncesindebeforeöncesindebeforebir azabına punishmentçetinsevere
🇹🇷 34:46 De ki: "Size sadece bir tek nasihat edeceğim. Şöyle ki: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz." Arkadaşınızda (peygamberde) delilikten eser yoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde, sizi sakındıracak bir peygaberdir.
de kiSayben sizden istemedimNotsizden isterimI ask youhiçbirforücretany paymentobut it (is)sizindirfor youbenim ücretimNotbenim ücretim(is) my paymentyalnızbutaittir;fromAllah'aAllahve OAnd Heüzerine(is) overherallşeythingsşahiddira Witness
🇹🇷 34:47 De ki: "Ben sizden herhangi bir ücret istemem, O sizin içindir. Benim ecrim ancak Allah'a aittir. O, her şeye şahittir."
de kiSayşüphesizIndeedRabbimmy Lord(kalbine) atarprojectsgerçeğithe truthbilendir(the) All-Knowergaybleri(of) the unseen
🇹🇷 34:48 De ki: "Gerçekten Rabbim, hakkı yerli yerine koyar. O, gaybları hakkıyla bilendir."
Mahmoud Khalil Al-Husary